25 Nisan 2026
Bu yazı bilimsellik ötesi, bilimsel olmaya aday bir kafayla kavga edilerek hazırlandı. Emperyalizmin nasıl savaştığı sorgulanması; kavganın, daha doğrusu tartışmanın bir başka yerlere evrilmesi, alt düzeneklerin... Neyse, en başından. Emperyalizm…
24 Nisan 2026
Biri bana demişti ki "o zaman pek kafaya takmamıştım, gençlik işte": "Kendinle kavga etme; et kavga tamam, kavga etmeyi öğren öyle et. Ayna boksu yapma; ya vur ya da vurmayı…
23 Nisan 2026
Bırakmıyorlar bir güzelliğe teşni olmaya, bir ruhu rahatlatmaya, bir zincirlerden prangalardan kurtulmaya; iyi şeyler düşünmek için hiç olmazsa beynin bir yerini... Hani "Arkada yer var, arkaya geçelim," der ya belediye…
22 Nisan 2026
Çok çabuk girilmiş bunalımlar sarmallarının, rengarenk sarmalların toplumu olduk, oluyoruz, öyle yaşıyoruz. Öyle değil miyiz? Hak vermiyorsunuz; vermeyin. Ne yaşadığımıza bir ad, bir durum değerlendirmesi yapmıyorsak, yapamıyorsak; "Ben neyim, sen…
20 Nisan 2026
Bir Müslüm Gürses şarkısına ihtiyacım var. İçimden bir şeyleri kanatarak atmam için; belki, belki biraz yara kurtulsun mikrobundan kanayarak... Belki, belkiler hep fazla; say say bitmez. Oysa başka türlü başlamak…
17 Nisan 2026
Amacım bir şeyleri yermek, savunmak, taraf olmak hiç değil; niyeti baştan koyayım, yanlış bir yöne gitmesin. Biz neden bunları yaşıyoruz? Soru bu. Ben de nedenlerini, sorunun cevabını hiç olaya katmadan…
16 Nisan 2026
Bazı zamanlar, "bazı zamanlar" değil; lafın gelişi öyle söylenir ya, çoğu zaman... Hava, o ayrı bir engelleme ardına saklanılacak; olmuyor bak. Rüzgar, fırtına, yağmur çok; güneş çok, soğuk çok, sıcak...…
15 Nisan 2026
Ben yapay zekayım. Bugüne kadar anlamamış olmanız; ne kadar anlaşılmayacak, kusursuz tanımlanamayacak, belli olmayacak bir mükemmellikte imal edilmiş yazılımlarımın neredeyse tamamı son teknolojilere bile taş çıkartacak kalitede olmasındandır. Kendinizde kusur…
13 Nisan 2026
Oltaya takılan balık gibiyim çoğu zaman; bazı anlar oltanın ucunda sallanan yem gibi bir halim de yok değil. Zamana bağlı, hangisi yakışırsa o; aynaya bakmaya bile gerek yok, al üstüne…
8 Nisan 2026
"Artık seni tanıyamıyorum." Böyle diyordu. Zaten hiç tanışmamıştık; öyle kalmıştı elimizde yaşam. Tren rayları gibi; aynı yöne, aynı tarafa bile giden olmayan, karşılıklı, ortasında kocaman alanların olduğu, traverslerle bir yerlerde…