Kendinle Kavga Etmeyi Öğrenmek
Biri bana demişti ki "o zaman pek kafaya takmamıştım, gençlik işte": "Kendinle kavga etme; et kavga tamam, kavga etmeyi öğren öyle et. Ayna boksu yapma; ya vur ya da vurmayı…
Biri bana demişti ki "o zaman pek kafaya takmamıştım, gençlik işte": "Kendinle kavga etme; et kavga tamam, kavga etmeyi öğren öyle et. Ayna boksu yapma; ya vur ya da vurmayı…
Bırakmıyorlar bir güzelliğe teşni olmaya, bir ruhu rahatlatmaya, bir zincirlerden prangalardan kurtulmaya; iyi şeyler düşünmek için hiç olmazsa beynin bir yerini... Hani "Arkada yer var, arkaya geçelim," der ya belediye…
Çok çabuk girilmiş bunalımlar sarmallarının, rengarenk sarmalların toplumu olduk, oluyoruz, öyle yaşıyoruz. Öyle değil miyiz? Hak vermiyorsunuz; vermeyin. Ne yaşadığımıza bir ad, bir durum değerlendirmesi yapmıyorsak, yapamıyorsak; "Ben neyim, sen…
Bir Müslüm Gürses şarkısına ihtiyacım var. İçimden bir şeyleri kanatarak atmam için; belki, belki biraz yara kurtulsun mikrobundan kanayarak... Belki, belkiler hep fazla; say say bitmez. Oysa başka türlü başlamak…
Amacım bir şeyleri yermek, savunmak, taraf olmak hiç değil; niyeti baştan koyayım, yanlış bir yöne gitmesin. Biz neden bunları yaşıyoruz? Soru bu. Ben de nedenlerini, sorunun cevabını hiç olaya katmadan…
Bazı zamanlar, "bazı zamanlar" değil; lafın gelişi öyle söylenir ya, çoğu zaman... Hava, o ayrı bir engelleme ardına saklanılacak; olmuyor bak. Rüzgar, fırtına, yağmur çok; güneş çok, soğuk çok, sıcak...…
Ben yapay zekayım. Bugüne kadar anlamamış olmanız; ne kadar anlaşılmayacak, kusursuz tanımlanamayacak, belli olmayacak bir mükemmellikte imal edilmiş yazılımlarımın neredeyse tamamı son teknolojilere bile taş çıkartacak kalitede olmasındandır. Kendinizde kusur…
Oltaya takılan balık gibiyim çoğu zaman; bazı anlar oltanın ucunda sallanan yem gibi bir halim de yok değil. Zamana bağlı, hangisi yakışırsa o; aynaya bakmaya bile gerek yok, al üstüne…
"Artık seni tanıyamıyorum." Böyle diyordu. Zaten hiç tanışmamıştık; öyle kalmıştı elimizde yaşam. Tren rayları gibi; aynı yöne, aynı tarafa bile giden olmayan, karşılıklı, ortasında kocaman alanların olduğu, traverslerle bir yerlerde…
Öngörülemez bir zamana mı gidiyoruz? Yapılan bütün hesaplar, eldeki bütün verilerin yanlış ele alınıp ona göre yanlış bir yere doğru; yanlışlarla yanlışa gitmek, yanlışa varmak durumunda kalabiliriz, olabiliriz. Ne demek…