
Sinekle, böcekle bile yaşanılacak o kadar çok şey vardı. Yaşandı bitti diyemeden bittiğini kabul etme şansı bile olmadan, onca yaşanmışlığı cebine, bir yerlerine sokuşturmuş halde kaldın. Üstelik bundan pek de mutlu değildin. Hep bir yerlerde bir eksiklik duygusu vardı. Bu da vardı, şu da vardı irkilmesinde. Bir telaşla “acaba nerede bıraktım” hissi hep seninleydi.
Anlatacaksın elbet bir yerlerde. Acaba o gerçekten öyle miydi? Bir algı dalgasının köpüğüne binmiş gider gibi. İçin rahat değildi. Sürekli bir tedirginlik vardı. Ardına sığınılmış ne kadar korunacak şey varsa hepsi arkaya alındığında, bir anda kaybolmuş gibi hissettiriyordu. Nasılsa sığınmışım rahatlığıyla, siper bile almadan, dağınık bir halde yakalanmıştın üstelik.
Hayatın sana öğrettiği bu olmamalıydı. Sığınılacak yerler olmalıydı, kalmalıydı. Küskünlüğünü yanında taşıyarak yaşamak zorunda kalmamalıydın. Yarın ne getirir bilinmez. Yine de uykuya pek dalma, irkilmeden uyanma isteğini bir kenarda tut. Uyurken dileklerine bunu da ekle.
