Toryum-229 Atomu ve Nükleer Saatlerin Çalışması

Toryum-229 Atomu

Olmayacak, yakın zamanda olamayacak bir fizik bilmecesi daha çözülmüş; Bilkent Üniversitesi Fizik Prof. Dr. Bayram Tekin açıkladı. Nükleer saatler tıkır tıkır çalışmaya başlamış. Tsinghua Üniversitesi ve Viyana Kuantum Bilim ve Teknoloji Merkezi’nde geliştirilen cihazlar, Toryum-229 atomunun çekirdeğini kullanarak atom saatlerini geride bırakarak zamanı daha hassas ölçebileceklermiş. Bir büyük fizik haberi; bana, bize ne?

“Bize ne”si biraz lakayıt bir duruş, benim duruşum. “Verilmiş al, tüket,” denilerek bana teslim edilmiş zamanı; banka kredi kartını ödemeyecek hale gelip “Ne olacaksa olsun,”a dönülünce yapılan harcamalar gibi, zamanı telef eder halde buluyorum kendimi. Olmuyor; geminin, ne kadar sıkı bağlanırsa bağlansın, dalgayla bir çırpıntısı olup yalpa yapıyorsa, zamanla ben arasında kaçamakların çok üstünde suçüstülerle haşır neşir durumundayım. Bu kadar harcanan zamanın hesabını nasıl, ne şekilde… Her neyse, bir kayıp var; yüzdeyle sayınca onlarca seneye çıkıyor borç.

Kısır döngülerle yaşayanlar mutlu mudur? Yani sabah işe git, gel eve, yat; sabah kalk, tekrar iş… Mutlu olmak sadece böyle kısır döngüde yaşayarak… Hani denir ya: “Sadece yemek yemek mi, lezzet yok mu, tat yok mu? Sadece karın doyurmak mı?” diye sorgulanan da benzer. Yeter mi, yetiyor olabilir mi?

Dünyanın büyük bir kısmı bu döngüde bir ömür tüketiyor; öyle gelip öyle gidiyor olabilirler. Yılın birkaç gününe, o günlerin belli saatlerine sıkıştırılmış bazı anları saymayınca neredeyse tüm hayat rutinde gidip, hatta içinde biraz eziyet de taşır halde bitiyor sonunda. İnançlarında başka bir geliş yoksa, tekse ve buysa sadece… Mutlu olabildiler mi, mutlu muydular?

Hani nanosaniyelerin değeri bile varken ayları, yılları bulan tekrarlar mutlu eder mi, mutlu olabilirler mi? Aynı soruyla ben karşı karşıya kalınca boşa geçen zamanlar olmasa bile… Mutlu olunması gereken zamanların bir alacaklısı olduğuma inanıyorum. Bir kıskançlık söylemi değil; başkalarının destelediklerini “Ben neden…” sorgusu. “Al, tüket,” denileni onlar beşe satarken ben bire bile satamamış olmamın nedenlerini, niçinlerini akıl, ticari kafa ile harmanlayıp “Bende yoktu, tüh be,” diyerek kurtulmak fikrine de pek iyi bakmıyorum. Hani “Niye ben, niye bana?” sorgusu sadece kramp yaratacak durum… Artık tüketlmişlikleri geri alma depozitosu var mıydı, iade kabul ediliyor mu da olmayınca… Zamanı daha hassas ölçüyorlar.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir