Bir Gecede Biriken Özlemişlikler

gece-kumsal-deniz-ve-yildizlar

“Özlemişim,” diye düşündü; eklerin bir ucunu ısırıp ağzına çok eskilerden tanıdık bir lezzet gelince. Durdu, düşündü. Epeydir tatmadığı lezzetler aslında o kadar da fazla değildi. Mesele lezzet değildi. Çok fazla özlemişlik vardı içinde.

Devrik cümlelerle konuşmayı, sohbet etmeyi özlediğini fark etti. Cümle daha yere düşmeden düzelten insanlarla değil; sen devirdikçe düzeltsin diye beklemeden, sohbeti kısa kesmeden, içine etmeden uzatan bir kaliteyi özlemişti. Aklına birden bu geldi.

Müşterisi az, kapanmasına az kalmış bir barda; zamanı biraz kısaltmak ister gibi sohbetlere sığınılan geceleri düşündü. Müziğin sesi biraz yükselmiş olsa bile, kısılmış hâliyle bile zevk veren o anları… Bir şeyler yudumlayarak gecenin sabaha kalan kısmını kısaltmayı.

Aklına geldikçe bir yerlerden bulup, sessiz bir ortamda, içine hiçbir şey karıştırmadan; anılara, bozuk zamanlara, kırık dökük hatırlamalara dokunmadan dinlediği şarkılar geldi. Tam da “işte böyle” denilecek bir ıssızlıkta, ne istiyorsan onu dinlemek. Alkışlarına bile “hişt” denilecek kadar sakin, bir dolu klasik eser…

“Özledim” şarkısını kulağının bir köşesine koyup, aklına geldikçe defalarca dinlemek mesela. Tahta masalarda biraz öne eğilerek, sesi duyulsun diye geride kalmış birileri için… Hani olsaydı, öyle bir fikir. Bitti artık, kullanılmaz belki ama sen yine de bil; anlatmayı özlemişsin.

Özledim, çok özledim. Bir gece vakti gökyüzüne bakarak deniz kıyısında yürürken, bir yerlerde birilerinin de aynı gökyüzüne bakıp yürüdüğünü bilme hissini. Ayak seslerini duyar gibi olmayı.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir