Kendinle Kavga Etmeyi Öğrenmek
Biri bana demişti ki "o zaman pek kafaya takmamıştım, gençlik işte": "Kendinle kavga etme; et kavga tamam, kavga etmeyi öğren öyle et. Ayna boksu yapma; ya vur ya da vurmayı…
Güncel, günlük kişisel weblog. Yaşanmışlıklara ve yaşanacaklara dair düşünceler...
Biri bana demişti ki "o zaman pek kafaya takmamıştım, gençlik işte": "Kendinle kavga etme; et kavga tamam, kavga etmeyi öğren öyle et. Ayna boksu yapma; ya vur ya da vurmayı…
Bırakmıyorlar bir güzelliğe teşni olmaya, bir ruhu rahatlatmaya, bir zincirlerden prangalardan kurtulmaya; iyi şeyler düşünmek için hiç olmazsa beynin bir yerini... Hani "Arkada yer var, arkaya geçelim," der ya belediye…
Çok çabuk girilmiş bunalımlar sarmallarının, rengarenk sarmalların toplumu olduk, oluyoruz, öyle yaşıyoruz. Öyle değil miyiz? Hak vermiyorsunuz; vermeyin. Ne yaşadığımıza bir ad, bir durum değerlendirmesi yapmıyorsak, yapamıyorsak; "Ben neyim, sen…
Bir anıya takılıp gitme hali dilime çok gelir; anlatmam, kalır içimde öylesi bir anı. Yıl seksen sonu; seksenlerin sonu değil, seksen yılının sonları. Genciz; haber ajansının içinde "haber" diye kıvranır…
Bir Müslüm Gürses şarkısına ihtiyacım var. İçimden bir şeyleri kanatarak atmam için; belki, belki biraz yara kurtulsun mikrobundan kanayarak... Belki, belkiler hep fazla; say say bitmez. Oysa başka türlü başlamak…
Aramızda kalsın; böyle şeyler hep yaşanır, başa gelir, anlatılmaz, saklanır. Yanlış bir şeyler yemişsiniz, yanlış bir yerlere dokunup ellerinizi yıkamamışsınız... Hepsini yapmışsınız yine de denk durmamış mideniz, bağırsaklarınız; ortalık bir…
Beraber yaşıyoruz sayılır; oysa denizin kıyısında onca mutabakat... Beyin, kafa yazacak kalem, ayaklar eve götürecek mide... "Tamam ağrımayacağım, tamam," eve gelince tüm onaylanmışlıklar püf havaya. Neymiş efendim; "Kusura bakma unutmuşuz."…
Amacım bir şeyleri yermek, savunmak, taraf olmak hiç değil; niyeti baştan koyayım, yanlış bir yöne gitmesin. Biz neden bunları yaşıyoruz? Soru bu. Ben de nedenlerini, sorunun cevabını hiç olaya katmadan…
Kimselere özel bir yazı yazmam. Kimseler yazımda "Şu benim, bu şu, bu da bu," demezler; kendi yorumları... Onun o, bunun bu olan, kendini başkalarını yazılarımda bulanlar; hayır, o o değil,…
Bazı zamanlar, "bazı zamanlar" değil; lafın gelişi öyle söylenir ya, çoğu zaman... Hava, o ayrı bir engelleme ardına saklanılacak; olmuyor bak. Rüzgar, fırtına, yağmur çok; güneş çok, soğuk çok, sıcak...…