Yalan Okyanusunda Bir Tekneyle Yeniden Başlamak

Yalan Okyanusunda Bir Tekneyle Yeniden Başlamak

Ben ben olmaktan çıkalı epey olmuş; suratıma vurmasalar iyiydi. Kendi adıma yaptıklarımın çoğunda ben yokmuşum; beni bir yerlere taşıyan algı gemilerinde, daha doğrusu vapurlarında… Daha anlamlı yolculuk gemide pek kolay olmaz, rahat batınca… Demek ki batmamış vapur o zaman; gelgit inme zahmetine bile katlanmayarak seyahatler yapıyormuşum. Zamanında “Binmeyin bu kayığa!” diye bağırmaktan ses kısıntısı yaşatılmış olmam bile denk düşürmemiş, kafamı denk gelmemiş dolduruşlar… Binmişim, o liman senin bu liman benim.

Affedilecek bir tarafı yok; aynı vapurda oncalarıyla olunca yadırgamamışım bile. Bir rahat koltuk, yaslanıp uyumuşum; “uyutulmuşum” desem bana yazık.

Şimdilerde hikayeler anlatıldıkça, yalan okyanusunun dalgaları vurdukça kıyıya, “Nasıl çıkarım?” telaşı bile yok; sakin sakin, hiçbir şey olmamışlığı havasında… Kader kısmet edebiyatının yeni eserlerini savunur olacağım; hem de okumadan, sadece kapaklarına bakıp alınmış haliyle.

Bunca pişmanlık yakışıyor mu bana? Tam da üstüme oturmuş gibi geliyor. Gerekiyor muydu daha önceden anlattıklarımın birazına, az bir şey tutunsam, vazgeçmesem… Olmayacak, o bile bir pişmanlık.

Sadece yalnızlıkları yaşıyor olsam, olsak, kendimi bu kadar güçsüz hissetmeyecektim. Değilim; geri döndürmem gereken onca aynı vapurda uyuyanları, bazılarını hiç olmazsa… Yoksa bu Titanic gibi bir durum, neden olsun?

Yeni baştan bir tekne… Tamam, küçük; öyle başlamıyor mu her şey yeniden? Onca yol bu sefer yol bilindiğinden koşar adım üstelik, belki biraz yorucu olsun. “Bizim ya,” denilebilecek, bizim bu tekne batmasın; batmadan gidilecek yere hızla, daha kıvrak, daha hızlı, daha güvenli… Buz dağlarına daha uyanık.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir