
Sorsalar, “Nasıl bir yoğun özellik edinirsiniz?” diye… Hepimiz çok başka şeyler isteriz; çoğumuzun aklına gelmez, en çok istediğimiz görünmez olmaktır. Kimse beni görmeden, hani bir görünmezlik elbisesi olsa, giyinsek… Görülmeden şunu bunu, en çok merak edileni… Şimdilerde hele, cep telefonu çıkınca artan, daha da artan bilmeyi, daha çok, daha her şeyi bilmeyi istiyor durumdayız. Merakı başka bir yere koyarsak, az önceki duygunun tam tersini; yani kimse görmeden, kimse bilmeden bir şeyleri yaşayabilmeyi, yapabilmeyi, sonra hiçbir şey olmamış, yaşamamış gibi devam etmeyi…
Her şeyi nasıl kolay elde ettilerse daha kolay elde etmeyi, çok elde etmeyi… Her şeyi derken gerçekten her şeyi elde edebilmeyi; kimse fark etmeden atılacak imzaları, anlaşmaları halletmeyi… Bu görünmezlikle bankaları, şifreleri, kasaları, paraları —şimdilerde para pek taşınır durumda değil— nasıl yapılırsa zengin, en zengin kadar, az bir eksiği bile olabilir, elde etmeyi ve bunlar hiç olmamış gibi, yapmamış gibi görünür halde havasını atabilmeyi istemez olunabilir mi?
Kamuflajında birilerinin seni görmemesi bile… Hani saklanır gibi yaşanıyor ya bir şeyler; görünmez olup öyle kalmayı, birilerinin sana ulaşmasını, sana bulaşmasını, sana dokunmasını… Birilerinden, sokağın karşısına geçip görmezlikten gelmekten daha kolay bir yolla kurtulabilmeyi… Bir takım, hani niyet kötüye gitmesin, bir şeyler yapabilmesini engelleyebilmeyi…
Hayal bu zaten; görünmez olup bir yerlere saklanmış, “Ben neredeyim?” sorgusuyla oynanan bir oyunda olduğu gibi… Aslında varken kaybolmuşluklara alışığız; oralarda bir yerdeyiz, kimse bilmiyor, kimse görmüyor zaten hallerindeyiz.
