Bu Yazı Sana Yazıldı

Bu Yazı Sana Yazıldı

Kimselere özel bir yazı yazmam. Kimseler yazımda “Şu benim, bu şu, bu da bu,” demezler; kendi yorumları… Onun o, bunun bu olan, kendini başkalarını yazılarımda bulanlar; hayır, o o değil, bu bu değil, şu hiç şu olmadı zaten, değildi. Oysa bu yazı direkt sana yazılmış bir yazı; ister üstüne alın ister alınma. Sana söylüyorum gelinim, sen anla bile uzak ihtimal; rica minnet yazıyı oku ve yap gerekeni.

Ben artık yapamıyorum, olmuyor artık; saklanmalarını bir tarafa at. Bak ne güzel yaşanmışlıkların var; seni tutabilen aşk olsun! Nasıl dördü boş ver, sekiz nal koşmuşlukların… Yetişmediğin adam yoktu, yok hala; yine de kendine, beynine bir eziyet, vücudun da bu işkence altında. “Yapamıyoruz ağabey artık, bizden geçmiş,” yalanına ayak uydurmuş bir halde.

Dur bakalım ne, nereye kadar? Kader dediğin o da var, inkarı zor. Sen sen olalı başından geçeni telif versen, ben yazsam; daha şimdiden Nobel Edebiyat… Nobel uydurma kaydırması bir tarafa; oturup anlatsam meddah reytingi fasa fiso, her neyse.

Sen sen olduğunu benden daha iyi, benden daha çok bilensin. Şimdi kendine sor: “Bu ben miyim?” Bana sorma; ben diyorum ya, ben “sensin” demem. Yine de sen üstüne alın; bir yorgan gibi bu lafları üstüne ört. “Benden geçmiş, ben değilim, bana değil,” kaytarma; gidecek, yürüyecek, yapacak olan sensin.

Beynin sen ne dersen o… Efendim şöyleymiş, böyleymiş, o senlik değilmiş, yok efendim olmuyormuş artık… Safsataları kendine söylenmiş basit, küçük, beyaz değil; kuvvetli, kapkara, büyük yalanlar. Ve artık biliyorum; “Bu bana değil,” kaçamağın da hazır. Sensin bu, sana! Hadi bakayım, kendine bir iyilik yap ve artık bunları koy bir tarafa. Son, ki, üç…

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir