Gece Geçmeyen Düşüncelerle Sabahı Beklemek

Gece Geçmeyen Düşüncelerle Sabahı Beklemek

Uyuyordu. Ya da uyuduğunu sanıyordu.

Gece, sessiz sedasız gelip dünyasını kaplamıştı. Göz kapaklarına ağırlıklar doldurmuştu.

Düşüncelerinin trafiğini ise çözülmez bir hale sokmuştu. Hani hep bildiğimiz, kornalı, itiş kakışlı bir kalabalık gibi. “Sabaha kadar düzelir, sen uyu” telkininde bulunur gibiydi gece. Sanki başucunda bekleyen, uyusa da gitsem diyen bir karaltıydı.

Sıradan olduğu her halinden belli gecelerden biriydi. Sabahı buluncaya dek kafada onca düşünce, onca konu, onca çözülmemiş mesele… Belki de hiçbir zaman çözüm bulamayacağı şeyler, yine gelişigüzel dolaşacaktı zihninde. Hep aynı yolu izleyerek, kargacık burgacık, sırasız, bir yerlerden bir yerlere koşar gibi. Uyku ile uyanıklık arasındaki o tuhaf zamanlarda gezinip sabahı getireceklerdi.

Hep aynı. Sıkıntı mı, o da değil. Alışkanlık belki. Aynı zamanlarda, aynı şekilde yaşamak. Arada gelip uğramayanlar olsa bile, eksilen pek bir şey yoktu.

Bir de “hele bir yarın olsun”lara bırakılmış onca şey vardı. Şey demek kolaydı. Çünkü adını koyamıyordun. Şu, bu diye diye birikmişti hepsi.

Yarın daha güzel olacak beklentisi olmasa, vay haline denilecek zamanlardı bunlar.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir