Ayrılık Dahil

Akşam olup da güneş kaçarken denize, olmadı dağların arkasına, oradan nereye. Ankara‘da apartmanların tepesini aydınlatıp en son “hadi bana eyvallah “ der kaybolup gider. Öyle belirsiz.

Güneşin gidişinin bile “hadi eyvallah”ı vardır. Gidişlerin raconu vardır.

gun batimi

Öyle silkinip üstünü başını çırpıp, gelişin gibi pattadanak gidemezsin. Anlatırlar yolculayanlar nasıl gidilir? Öyle hoşça kal, ararım seni, arkadaş kalalımlar laf salatası anlayacağın masaya fazla gelir. Yenmez, bir çatal alınır alınmaz dokunulmaz genelde öyle lezzetli bir şey de değildir aslında. Dedim ya masaya fazla. Raconu çok önceden kesilir ayrılığın, içinde hani ölüm, ölüm kadar derin kesin mevzuular yoksa.

Birden çıkar ortaya. Bütün levhaları atlanmış bir keskin viraj gibi. Bir şeylerin eskisi gibi olmadığı birden dank eder. Dank edişi epeydir öyle oluşunun da edişidir. Bakışlar epeydir değişmiştir. Laf sokmalar birden başlamamıştır. Epeydir vardır bu durum.

– “Ne oluyor yahu?” diye sorunca ortaya çıkıverir. Birden köprülerin uçurulduğu, demirlerin alındığı, kaptan köşküne yerleşilmiş, kısa düdükler çalmış, halatlar babadan çıkarılmış kurtarılmış son düdüğü ayrılığın adını koyacak o sesi bekleyen haldir bu. Bir soru kalır.

– “Nasıl bilirdiniz?” benzeri elde kürekler hazır. Kocaman çınar denenler bile böyle devrilir.

Gelindiği gibi öyle hop bir bakış gidilmez. Bir tozu kalır bir görüntü, gözlerine geldiğinde işlememiş göz kapaklarına. Bir de ayrılığın çerezi anılar. Acıta acıta kabuğunu kaldırdığın sonralarda. Bir hesabı vardır gidişin itirazın varsa da çentiklenmiş bakiyesi ödenecek kim önce giderse kalana yüklenmiş sanılan. Bir şarkıya takılan gelip tıklayan öylesine dalga titrekliği bakiye de.

1 Yorum
  1. Kreatif Başkan says:

    ooo ne kadar şiirsel yazmışsınız. Ayrılık bu kadar güzel anlatılabilirdi. ;)

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir