Yaşam

Ne oldu? Nereden çıktı bu afra tafra? Nereden çıktı bu gitmeler? Hani durduğun yerde durmuyorsun derler ya sende öylesin. Zaten ortalıklarda yoksun varım dersen külliyen yalan. Hafızamın bir köşesinde oturuyordun izinsiz kirasız. Sessiz sedasız ortalığı karıştırmadan durduğundan sesimi çıkmıyor, orada durmana izin vermesem de durmanı görmemezlikten geliyordum. Ne oldu nereden […]

Boşuna aranıp duruyorum biliyorum. Biliyorum o yıllar önce dönmen gereken sokağı anındaki geveze lafını bitiremediği için nezaketinden bir sonraki sokağa kadar gittiğini, oradan döndüğün için benimle bir önceki sokakta çarpışamadığını, kitaplarını yere düşürmediğinden bende aceleyle kitaplarını toplayamadığımı, gözlerine bakamadığımı, göremediğimi seni. Anlayacağın hayatıma hiç giremediğini, tanışamadığımızı birkaç ortak arkadaşımızın bizim […]

Yorgunsun, sabaha kadar bir acımasız alaycı uykunun peşine koşmuş, yakalayamamışsın. Gözlerin şiş, gözkapakların tonlarca ağırlıkta, her nasılsa uykunun arı kovanına girişte şifreleri unutmuşa dönüp kovana giremiyorsun işte. Bir vızıltı alışık olduğun yaşamın vızıltısı şimdi seni rahatsız ediyor, etmiş tüm gece, kaçan tam yakalayacakmışsın gibi önünden kaçan uykunun işbirlikçisi olmuş. Kim […]

Sabah ekmeği sıcacık koltuğumun altına alıp yeni gelmişim. Kahvaltı hazır, karşıma oturuyor. Biliyorum dün gece nasıl olduysa söyleyemedi ne diyecekse, söyleyecek hazırlık öyle oturuşundan belli, ağırca bir şeyler söyleyecek. “Tarihin kayıp bir dönemidir, milat öncesi 1100-800 arası Roma karanlık dönem” sıcak ekmeğe ortak oluyor, bölüyor büyükçe bir parça ayırıyor ortasından […]

Bardağım da balıklar olması lazım, martılar var. Bir çığlıktır gidiyor. Simitle beslemeyi bilmem vapurdan da besleyemem. Nerede vapur nerede? Bilmem martı beslemeyi bardağımda işleri ne? Çığlıklar niye? Uzak çok uzak bir günün anısından mı kaldı bu çığlıklar? Öyle olsa bile hafızamda kalmamış, ama bir bardağa binlerce martı sığmış. Her birinin […]