Var olmanın bir adı varsa, insan o adın içinde mutlaka bir sınıra çarpar. Var olduğun yerde, durduğun noktada, başkasının varlığına değen, ona dokunan bir sınırın vardır. Bu sınır her zaman fiziksel değildir. Çoğu zaman yalnızca algıladığın, hissettiğin, sezdiğin bir çizgidir. Yine de insan, sanki bu sınır ortadan kaldırılabilirmiş gibi, onu […]
Bir penguen belgeseli… Hani bırakıp giden çoğumuzun, gidilen yer ölüme bile çıkıyor olsa, içten içe özenmiş olma ihtimalinin yüksek olduğunu tahmin ediyorum. Dünyaca nasıl bir topluluk olmaya doğru gidiyoruz, insan ister istemez bunu düşünüyor. William Golding’in Sineklerin Tanrısı’ndaki diyalog gibi. Simon, duraksaya duraksaya şöyle der: “Bir canavar var belki. Demek […]
İnsanoğlunun bilimle, teknolojiyle, sanatla, sporla sınırlarını sürekli zorlamasını hangi yapısal, beyinsel istek ya da motivasyonun doğurduğunu tam olarak anlayabildiğim bir yerde değilim. Kendimle ilgili, “ben diğerlerinden daha farklıyım” diyebileceğim, fark yarattığımı düşündüğüm bir yeteneğe ya da öne çıkan bir duruma da ulaşmadım. En azından kendi ölçülerimde. Ama böyle yapanlara, bu […]
Onlarca yıldır biriktirilmiş olanlar şimdi işe yarayacaktır. Öğrenilmiş tüm fizik temelli geometri bilgisi yerleşim için gereklidir. Kimya bilgisi donanımı kariyer açısından şarttır. Deneycinin başarısı buna sıkı sıkıya bağlıdır. Bunun yanında ortam konusunda da titizlik gerekir. Önce tam bir temizlik yapılmalıdır. Deney ortamı arındırılmalı, temizlik sırasında daha önce yapılmış fiziksel ve […]
Canın isteyince, isteğin ortaya çıkınca; içinde, yüreğinde yokmuş gibi duran şey olur ya, olur işte. Yanına uzandığında feleğin zamanı atıştıran, yiyip bitiren canavarını umursamaz olursun. Kelimelerle oynar gibi evirir çevirirsin. Düş kurar, kek kalıbına yerleştirir gibi düşüncelerini beyninin çarkına oturtur, ortaya koyuverirsin. Çoğu zaten sanki birlikteymişsiniz gibi, yanı başındaymışçasına yaşanmıştır. […]





