Dünya dönmeyi durdursa, sanırım bunu ancak gün batımlarına daha az denk geldiğimde fark ederdim. Onun dışında pek anlayabileceğimi sanmıyorum. Dünya ile ilişkimi büyük olaylar değil, belli başlı küçük eşikler belirliyor. Onlar da çok dert edilecek şeyler değil aslında. Viyana Filarmoni’nin yılbaşı konseri, Avustralya Açık, Fransa, İspanya ve İtalya bisiklet turları, […]
Kafanın bir yerinde, sanki başka zamanlar ve başka yerler var. Henüz gidilmemiş, belki de hiç gidilemeyecek. Varlıklarını biliyorsun ama adını koymuyorsun. Bir gün aniden ortaya çıksalar, çok da dert etmeyecek gibisin. Çünkü onlar senin içinde yaşıyor ve sen onlarla varsın. Bu durum sana gerçek geliyor. Fazla konuşmuyorsun, üzerine gitmiyorsun. Farkında […]
“Özlemişim,” diye düşündü; eklerin bir ucunu ısırıp ağzına çok eskilerden tanıdık bir lezzet gelince. Durdu, düşündü. Epeydir tatmadığı lezzetler aslında o kadar da fazla değildi. Mesele lezzet değildi. Çok fazla özlemişlik vardı içinde. Devrik cümlelerle konuşmayı, sohbet etmeyi özlediğini fark etti. Cümle daha yere düşmeden düzelten insanlarla değil; sen devirdikçe […]
Sinekle, böcekle bile yaşanılacak o kadar çok şey vardı. Yaşandı bitti diyemeden bittiğini kabul etme şansı bile olmadan, onca yaşanmışlığı cebine, bir yerlerine sokuşturmuş halde kaldın. Üstelik bundan pek de mutlu değildin. Hep bir yerlerde bir eksiklik duygusu vardı. Bu da vardı, şu da vardı irkilmesinde. Bir telaşla “acaba nerede […]
Uyuyordu. Ya da uyuduğunu sanıyordu. Gece, sessiz sedasız gelip dünyasını kaplamıştı. Göz kapaklarına ağırlıklar doldurmuştu. Düşüncelerinin trafiğini ise çözülmez bir hale sokmuştu. Hani hep bildiğimiz, kornalı, itiş kakışlı bir kalabalık gibi. “Sabaha kadar düzelir, sen uyu” telkininde bulunur gibiydi gece. Sanki başucunda bekleyen, uyusa da gitsem diyen bir karaltıydı. Sıradan […]





