Dokunmuştunuz bir yüreğe gözlerinde mutluluğu görmek öyle bir an bir tanecik bir spin bir bir. Sokulmuştunuz bir tene ısınmak için ısıtmak için yüreğinizi yüreğini bir yanık kokusu bile bir an bir kor bir kıpkırmızılık sokulmuşluğunuzda. Sarılmıştınız kokusuna nefesinizde kalsın istediğiniz hep beyninize mutluluğu taşısın o an o zaman orada o […]
Şimdi artık hiçbir şey eskisi gibi değil. Yaşam artık gözler kadar güzel bakmıyor güzelliği renkleri soldu. Yalnızlık çekmiş kafayı sokağın öte yanından hoyratça bağıra çağıra az sonra olanları geçip hoş yaşamaları kediyi korkutup kapıyı kırıp girecek az sonra. Gelmeden varmadan daha usulca şarap kokusuna bulanmış niyeyse sevmediğin içine damağına yakıştıramadığın […]
Ali Veli kırk dokuz elli dört de ondan evveli, Recep , Şaban, Ramazan bir de rahmetli baban anan kocamı gördü aa kızım. Diye eskiler bir şeyleri anlatmak için söylerlerdi tekerleme benzetmesi şeyi. Resmi üçüncü kocası ölmüş öldürülmüş diyorlar iddia o çevrede dört değişik erkekten bahsediyorlar anlatılanlar Maria Faygas’ın dul tezgahı […]
Gözde ki çapağa , dilde ki yılana, kovukta ki bala, uçan kuşa, toprağa kuma çamura dönüşecek olmayı da düşlemeli insan sonunda bunların biri birkaçı olmayı da daha da derini belki de toprağa yeni düşmüş bırakılmış dumanı üstünde tezeğe daha adı bile konmamış üstüne sinekler üşüşmemişlik detayına da bakılmamış. Yaralamayı ne […]
Karanlığın yavaş yavaş yeryüzüne toprağın zamanın derinine ruhuna ruha yüzlere gözlere inişi indiği zamanlar saatler. Yalnız bırakmaya başlaması yalnızlığa götürmesi orada bırakması bırakmaya kalkması. Uzakları uzaklıkları mesafeleri büyütmesi çoğaltması aralaması itmesi. Akşam, gri, karanlık, gece hayatın yarısıdır. Daha iyi daha olgun daha parlak olan yarısıdır belki de hayatın. sırf o […]





