Hayat Bazen Bilmekle Değil Hissetmekle Akıyor

yasam-devam-ediyor

Nasıl birbirine denk gelir bilinmez. Olur, kaybolur, var olur. İz bırakır, düşlere girer, akla takılır. Rüzgârla gelir, bırakır gider; ıssız bırakır ama hep yanında kalır. Eline, cebine atsan oradan çıkar. Uzağa baksan orada görürsün. Ellerinde sıcaklığını hissedersin, sonra bir anda yüreğin buz keser. Arar durursun.

Bu tanıma denk gelen bir duygu, bir his, bir ses sende yoktur belki. Hiç var olmamıştır. Böyle tarif edemediğin ama varlığını bildiğin bir hâl vardır. Bir yerlerde. O başka.

Yer ettiği yer boş kaldığında, o boşluğu bir köşende hissedersin. “Vay be, bu an nasıl da…” diye başlayan soru senin olur.

Yaşamanın en güzel yanı da budur. Hep iyi anlar olsaydı, hayat olmazdı zaten. En güzel tarafı, bu duygularla birlikte akmasıdır.

Her şeyi önceden bilebilmek ne kadar zorsa, tahminlerinde yanılmayı istemek de o kadar zordur. Olacakları önceden kestirmeye çalışmak, belki bir korku birikiminin sonucudur. Çoğu zaman bildiğini sandığın şeyler; karşındaki varlığın kedi, köpek, insan, bit, pire, mikrop, taş, toprak, kapı, ağaç, soğan, acı biber, boyalı bank, otobüs ya da traktör olmasıyla ilgilidir. Sana nasıl davrandığı, nasıl davranacağı, nerede duracağı, ne kadar dayanacağı ve vazgeçtiğinde ne yapacağına dair edindiklerin birikir.

Yoksa ne sen kahinsin ne de her şeyi biliyorsun. Yaşıyoruz işte.

Ha, birazdan yağmur yağacak. Kemal Sunal değilim ama telefondaki bir program söylüyor. Çoğu zaman da tutturuyor.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir