İzlerken Kendine Sorduran İnsan Başarısı

Jorg Widmann

İnsanoğlunun bilimle, teknolojiyle, sanatla, sporla sınırlarını sürekli zorlamasını hangi yapısal, beyinsel istek ya da motivasyonun doğurduğunu tam olarak anlayabildiğim bir yerde değilim. Kendimle ilgili, “ben diğerlerinden daha farklıyım” diyebileceğim, fark yarattığımı düşündüğüm bir yeteneğe ya da öne çıkan bir duruma da ulaşmadım. En azından kendi ölçülerimde.

Ama böyle yapanlara, bu şekilde üretmeyi sürdürenlere; yetenek, sabır ve disiplin gibi ağır yükleri üzerinde taşıyanlara saygı duyuyorum. Hak ettikleri takdiri içimde de dışarıda da vermekten geri durmuyorum. Seviyor, alkışlıyor ve destek olabildiğim ölçüde çaba göstermeye çalışıyorum.

Düşünün ki biri çıkıyor, Jörg Widmann, “çift dil” denilen teknikle Ad Absurdum adlı bir trompet eserini yazıyor. Oturarak mı, ayakta mı yazdı bilinmez ama zor olduğu kesin. Sonra Sergei Nakariakov adında, kelime bulmakta zorlandığım bir başka isim, bu eseri çalıyor. Aklı havada değil, nefesi yerinde, özgüveni yüksek ve belli ki dersini çok çalışmış biri olarak.

Bir yerlerde karşınıza çıkar, ararsanız bulursunuz. Yapay zekâ değil, tamamıyla insan işi bir performans bu. İzlediğinizde, “insan ne yapıyor, nereye gidiyor, nereye varacak” merakının içinizde dürtüldüğünü hissedersiniz. İzlerken nefesinizi kontrol etmeye, onunla uyumlanmaya çalışmayın. Ben ilk izleyişimde, bir anda “ben ne yapıyorum” sorusuyla baş başa kaldım.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir