Ankara kendini boş bıraktın mı sana bir dolu iş bulur. Yaratır beş dakika boş bırakmaz sevimli kötü görünüşlü iyi patron gibi. “Akşama doğru gel de yaparız bir şeyler, sen hele bir gel…” Gitsek ne olur? Kafayı parlatırız biraz eskilerden birkaç anı yarısını unutmuşum yeni baştan yüklenir kafaya. Gülünecek çok bir […]
Bir kelime düşün. İçine her bir şeyi koyabildiğin, binlerce hikayenin, romanın içinde olduğu, yaşanmış yaşanmamış her hayatın, her dakikanın içine sığdığı bir kelime, olumsuzluğun adıymış gibi içinde olmayan yok. Hiç. Ne düşünüyorsun? O kadar çok şey düşünüyorum ki o kadar düşünecek çok şey var ki. Hiç. Hayırdır pek iyi gözükmüyorsun. […]
Kaybedişlerimize isim takarız şundan, bundan. Aslında bizde biliriz ki taktığımız isim o kadar da doğru değildir. Yaşadığımız son elli seneye bir bakın, tercihlerimizin hangisi doğruydu? Kaybetmekten korktuğumuzda verdiğimiz yanlış kararların bizi nerelere getirdiğine bir bakın. Siyasi olanları boş verin onla daha vahim ama siz kişisel kararlara bakın. Kendimize yakıştıramadığımız mükemmel […]
Neden sorusunun sonuna ne koyarsanız koyun içinde bir belirsizliğin olduğu yanıtlar çıkar. Çok özel bir sorudur. Yanıt vermenizi çoğu zaman beklemez. Verdiğiniz yanıtta çok umurunda olmaz, değildir. Bir şarkının içine kaçmış bir soru olarak geldiğinde de çok yadırganmaz. Bağıra çağıra söylüyorsunuz, sorudan başka, soruya benzetmeden soruyu. İçinde ne oluyorsa, nereden […]
Yağmur suları sokağın iki kıyısından aşağı koşuyor. Önce gökyüzünden bir koşu iniyorlar yere sonra bir koşu denizde bile bitmeyecek bir yarış, bir dalga olup ayağımın altındaki kumu almaya çalışacak o zamanda. Sanki ıslatmıyor gibi. Yüreğimin kapısının çalındığı anlarda ki gibiyim, ıslak. Kapıyı çalıyorum. Uyanık gözlerin tavanda, duymuyorsun, açmıyorsun. Çalmıyorum kapıyı, […]

