
Yumurtalarda eskiye göre bir fark olmalı; eskiden yüze kadar sayınca içi biraz kayısı kalırdı, şimdilerde kaskatı çıkıyor. “Sen ağırlaştın, ağır sayıyorsun,” diyenleri pek umursamak istemiyorum; işime gelmiyor olmalı.
Şeker yemeyin, şeker zarar… Evet, çok doğru; şeker zarar. Doktorlar öyle diyorlar; doğru, hemfikirim. Sevmem amaları, fakatları kullanmak çok hoşuma gitmez; eyvallah. Aynı doktorlar beynin sadece şekerle beslendiğini, başka çok az keton meton her ne ise, çok çok az onlardan alabildiğini söylüyorlar; o ne demek?
Ağaçlar… Tam da beyin-şeker gibi bir ilişki. Bitkiler havadan karbondioksit alır, onunla yaşarlar, onunla büyürler; ondan karbonu alır, oksijeni bırakırlar. Topraktan neredeyse hiçbir şey almazlar; gübreyi beyindeki keton gibi az, çok az miktarda alırlar, selüloz yaparlar.
Beyne şeker lazım. Bitkiye karbondioksit lazım; denge bu.
Yumurtalarda yine de bir fark var; yüze kadar sayılınca katılaşıyor sarıları. Seksen mi saysam sizce?
