“Hayal yok, sevgide yok o halde ne kaldı geriye?” soru buydu? Tam da bu muydu? Geçmiş zaman kafamda hafif dumanlıydı ama böyle dedi ve yahut bu şekilde bir cümleydi soru buydu. Hayal de yok. Ayrılığın adını koyuyordu bu soru. Hayal de yoktu. Bu soruyla sattım bütün hayallerimi hurda diye, bitti […]
Denizin kıyısında ayağını suya sokup çıkarıyorsun. Kafanda binlerce soru işareti vardı sorup bana yıkmıştın bütün cevapları bulmayı çekip gitmiştin. Sorulara cevap bulmak, soruların cevabını bulmak. Öyle iki iki daha benzeri değildi sorular. Sen zaten öyle sorular sormazdın. Sorar mıydın? Sormazdın. Cevabı hemen bulunup, herkesin bildiği cinsten olmayan sorular sorardın. Sordun. […]
Şair uyarıyordu “İşin kolayına kaçmadan ama…” İşin kolayına kaçmak. Bütün fizik, kimya, biyoloji, doğa, insan, bütün canlılar akıllı olsun olmasın hepsi böyledir. İşin kolayına kaçar. Aşklarda böyledir. Sevgilerde böyledir, birliktelikler, yemekler, içmekler, bir sohbet, dersler hele not alınacaksa, geçmek bilmeyen geceler uykuya teslim edilerek, gidilemeyecek yerler. Sınırsızdır kolayına kaçmanın yolu. […]
“İnsanoğlu duygu ve akıl yoğrularak yapılmıştır, biraz da su hamurun kolayca yoğrulması için, gerisi fırıncının hüneridir lezzetinin fırıncı dediğinde bizleriz hep beraber eksiksiz. Yıllar oldu bu söylemi duyalı. Bu denge bazen akıl ağılıklı oldu, bazı anlarda duygu ağır geldi bastı, akılın üstüne çıktı. Duygu ağır bastığında acılar daha çok acıttı, […]
Masama oturmuş tam da saati gelmiş, vakit tamam diyorlar ya işte öyle bir şey, karşıma gelip oturuyor. Suyu katmak üzereyim ne nasıl derler portakal suyuma hani çocuk ya karşımdaki, hani bir takım şeyler var ya hadi neyse suyumu kattım portakal suyuma katıp bir yudumda alıyorum derininden ohh diyor çöküyorum sandalyeme. […]
