Turne için konuşma yapacağız, akşam İstanbul’a gidip orada görüşelim her şeyi halledip öyle döneriz kararındayız. Trenle gitmeye karar veriyoruz yanımıza çok bir şeyler almamıza gerek yok. Gar da buluşuruz. Gar lokantasında bir akşam yemeği oturup beklerken birkaç yudum da içiyoruz. Masamızda öyle fazla bir şey yok. Daha çok anlatıyor biz […]
Yeniden başlamıştık, yoğun bir tempo. Evet vücutça çalışmıyorduk ama yinede bir yorgunluk. Her notanın, her kelimenin, her beyin kıvrımı kıvılcımının değerli olduğu zamanlardaydık. İçmiyoruz karar almışız aramızda içmiyoruz, içersek bitecek gibi değil çalışma. İçmeden bitmiyor. Bazı bir satır için günleri bitiriyoruz tam oldu derken bir çızık kafalarda her şey yenibaştan. […]
“Gidip yatalım çocuklar sabah olmak üzere” Ayağa kalktı sonra yere koyduğu gitarını aldı yerden söylediğini yapma niyetini de bayağı ortaya koyarak. “Bu gece için bu kadar yeter, yoğunduk. Yorulduk.” Kalktı bir eyvallah el kaldırması gitti ayakkabısını giydi eliyle yardımı olmadan bileğini birkaç büküşle, peşinden ötekiler kapıyı açıp dışarı çıktılar, kapıyı […]
– Sabah olmuş geceyi bitirmiştim. Sabaha kadar gözüme uyku girmemişti. Nasıl ağlamıştım. Bilmeliydim olmayacaktım artık onun yanında. Artık onun için yoktum. Anlatacak o kadar çok bir şeyim de yoktu. Bir silip atmaydı onu. O kadar dert edeceğimi bile düşünmemiştim. Sabah olurken onun nasıl uyanacağını düşününce bir bulut çöküverdi içime. Ağlamayı […]
– Bir yaz geliyordu. Ağustos böceklerinin bu kadar beklediklerini bilmiyordum. Hani yaz tatili zordu görüşmek, gidilecek, görülecek yerler vardı. Yaz vardı. Yaşanmamış ama çok duyulmuş yaz aşkları vardı yazda. Ağustos böceklerini bilmiyordum dedim ya. Nasıl olsa gidilir, dönülürdü, Eylül’de dönülürdü. Yaz aşkı yaşandıysa kızlar arasında anlatılırdı küçük hikayeleri . Öyle […]





