Uyku Tutmadı mı?

Kadın gece boyu o eski konuşmayı düşündü. Kafasında kelimeler pek kalmamıştı önemi de yoktu bugün. Konuşulduğunda yaşandığında daha doğru söylenişle, önemli olmadığı o gün bile belliydi, bir şeyler anlatılıyordu ama. Nasıldı? Zamanın oku tek yönlüdür. Yarına gidilebilir. Yarın, az sonra, daha sonra. Adam onu anlatıyordu. Geleceği, önce biraz sonrayı anlatıyor. […]

Sabahında

Kahvaltı hazırlıyordu. Yalnız olmaktan ilk defa kutunmuş bir kahvaltı. Suratında dün geceden yapışmış bir gülümseme. Bir şarkı tutturuverse bağıra bağıra söylenen cinsinden hani ciğerine ben buradayım bir yere gitmek istemiyorum beni rahat bırak dedirten sessiz kanyonda adı öyle değildi ama gecenin bir yerinde bütün sesler bir köşe bulup saklandığı bir […]

Gelmiyor

Camdan bakıyordu kadın. İçeriden kısık bir sesle çalan müzikteydi kulağı. Yıllar öncesini anlatıyordu sanki. Yaşanmış gibi, yaşadıklarını sanki birisi biliyormuş gibi bir şarkıydı. Yüreğini bir yere götürüyordu. Işıkları gitti söndürdü. Bir sigara yaktı. Dışarıdan bir araba geçti, sokaktan. Yüzü aydınlandı farlardan. Elindekinden bir nefes daha çekti. Suratı kırmızı aydınlandı bu […]

Nisan Akşamüstü

“Gökten üç elma düştü. Hepsi benim başıma”. Akşam yaklaşıyor güneş ışığı bitmiş bir mum gibi titreşiyor birazdan bitecek. Karanlık her neyse her şeyin önüne geçmeye çalışacak, gece düşecek ayak parmağına düşmüş gibi ağrıtacak. Bir taraftan giyiniyor. Bir taraftan kendisini yataktan seyreden erkeğe gülümsüyor, bir taraftan gecikmişliğine bir mazeret arıyordu kafasında. […]

Haziran’da Ölmek

Hamamönü’nün ara sokaklarında yürüyüp Tacettin Camii’nin kıyısından geçip bir sokak başı bir yerlerde oturup bir çay söylüyorum. Buralar şimdilerde çok güzel. Elimde bir roman. Yazılmış, okunmuş, kapatılmış, kitaplığın bir köşesine kurulalı epey olmuş bir kitap. Kitabın eksik olduğunu ben biliyorum. Okunup geliyor tam buraya. Sonu yazılmamış. Uzunca yıllar önce, Haziran. […]