Ağustos Sıcağı

O sabahtan epey sonraydı. Ağustos bütün sıcağını toplamış cehennemin alıp gelmiş gibiydi. Üflemek bile yakıyordu ya öyle sıcak. Hani günahları alıp cebimize saklamış sonrasında üzerimize bir şeyler döküp yakalandığımızda cebimizdekilerle hesabını soran bakışlarda çıkarıp ortalığa koyarken, sonra soyunuşumuzda artık utanmanın bile anlamının kalmadığını hissettiğimiz anlarda olduğu gibi ter içinde bırakıyordu […]

Sabaha Daha Vardı

Bir kahve alır mısın? Soru buydu. Sorulmuştu. İçinde binlerce başka şey sorulmuş olmalıydı. Öyleydi. Sabah olmak üzereydi. Dışarıda ıslatmaktan daha büyük işler başarmaya azimli bir yağmur vardı. Beklemedi cevabı evet diye kabullendi gitti bir koca kupaya, doymalık derler ya öyle doldurdu kahveyi üşümüşlere yararlı olurdu fazla şeker ama yine de […]

Ne Getirdin?

Sesler gücünü kaybetmiş, gecede hükmünü yitirip önceleri kendini sessizliğe sonra ışığa bırakıp bitirecekti ömrünü. Tezgahın üstünü elindeki bezle yine sildi. Bu gece kaçıncı silişiydi, köşe kuytu masa hariç kimsecikler kalmamıştı zaten. O masada oturanlarda dilleri dönmemesine rağmen birbirlerini dinlemeden anlatıyorlardı sırayla. Öyle olmalıydı. Arkasında bulunan rafa dönüp şişeleri düzeltirken tezgaha […]

Beklemeyi Öğrenmek

Hayatın orta göbeğinde bir yerlerde yanınızdan geçen bir mouse burnunuzun dibinden geçip duvarda patlıyor. Yaş 3, 5 hadi ileri gidelim 15. Beklemeyi öğrenememiş yaşlar anlayacağınız. Bir açılamayan birkaç saniye beklenmesi gereken bir oyun, bir internet, bir bilgisayar bekleyişi için dayanılmazlık ve uçan bir mouse burnumun dibinden geçen. Önceleri anne memesini […]

Takvim Yaprakları

Takvim yapraklarını koparıp duruyorum, sapıtmadım her gün bir yaprak. Kopardığınız yapraklar çoğalınca arkasında yazanlar gibi hayat ve hatıralarda tekrarlıyor gibi geliyor. Her gün bir yaprak yeter mi? Bazı zamanlar yetmiyor. Aynı yaprağa sığınmış, saklanmış bir dolu zaman çentiği bir arada. Bazılarının arasına yıllar girmiş, bazıları aynı gün aynı yıl. Sadece […]