“Bahçemde gülümü kırmışlar, o kadar üzüldüm ki “ daha günaydın demedi suratıma bakmadı bile şikayet edeceği adam da ben değilim büyük bir ihtimalle kedi köpek gibi bir yaratık olayın faili. Zaten bahçe onlar için yol geçen hanı gibi. Bir de çatıya yuva yapan şu saksağan beni bile kovalamıştı bir iki […]
Sabah, ısınmamış saatler, ıslanmamış saatlerde olabilir gün nasıl biter bilinmez. Bir romanın yaprakları arasına dolaşmışım çıkamıyorum. Yeni yazılmış, bir yerinde Birinci Dünya Savaşını anlatan. Avusturya Macaristan Veliahtı Arşidük Prens Ferdinand’ın Saraybosna’ da öldürülüşü anlatılıyor, bir belgesel bir televizyon da izlemiştim ve yüzüncü yılı birkaç gün öncesi. Tarihi yanlış bilmiyorsam Sırpların […]
Elinde bir tabak gece olmuş kendi deyimi ile tıkınıyor. Ne bulduysa buzdolabında tabağına, oradan salonda televizyonun karşısında tabaktan mideye, geceler böyle geçiyordu. Sonra bir öğleden sonra, arkadaşlarla o nefis kısıra burun büküp ay çok kilo yapıyor çıkarımı. Gece oldu mu canavarlaşıyorum diye düşündü kadın. Tabağı yine dolu bir taraftan boşaltacak […]
Konuşmazlığın orta direğine yakın günler, bir suskunluk tek heceli bütün cevaplar bir mutfak masası bir sabah adam gazetenin arkasına saklanmış. Kadın konuşacak bu kadar suskunluğun ardından her kelime bir pişmanlık beyanı olur mu? Konuşmuyor. Kaşığını vura vura kenarına ardağın karıştırıyor ses olsun. Birazdan fırlanıp çıkılacak gibi değil bu kımıltısızlık sessizlikle […]
Tahta masaları sıraları ile oturulacak bir mekan bir kahve molası, biraz uzamış kimseler kalmamış köşe bir yerlerde bir adam oturuyor o kadar. Bir şeyler okumaya çalışıyor, gözlüğünü düzeltip kafasını kitaba sokuyor. Ya gözleri görmüyor, ya ışık yetersiz kitap oldukça yakın gözüne. Görevli yavaş yavaş masaların üstüne sıraları yerleştiriyor, yerleri silecek […]





