Sevmenin Verdiği Sarhoşluk
Aşkı anlatan bir dolu kitap, şiir, roman, hikaye, efsane, tarih, fıkra okumuş, film seyretmiş, şarkı opera dinlemiş, müzikal seyretmiş dinlemiş, yorum yapmış, yaşamış diyelim ıskalanmışları saymayın yani bir şeyler bilir…
Aşkı anlatan bir dolu kitap, şiir, roman, hikaye, efsane, tarih, fıkra okumuş, film seyretmiş, şarkı opera dinlemiş, müzikal seyretmiş dinlemiş, yorum yapmış, yaşamış diyelim ıskalanmışları saymayın yani bir şeyler bilir…
Kış ortası, saklanacak yer yok. Çıkıp şehrin dışına , hem de epeyce dışına, koyu bir laf salatası ortalık yere içinde her şey var. Biraz eskiden dem içilecek yer kalmadı, eskiden…
Kendini yabancısı saydığı bu şehirde, akşamlardan birinde, özel olmayan bir akşamda, bardağı almış denize yakamozlarına karşının kirli ışıklara içine gölge kaçmış, yağlı iyot kokusunu kıyısındayım diye hürmeten yudum yudum içine…
“Çiçekler zavallı yaratıklardır. Kötülük nedir bilmezler. Ellerinden geldiğince kendilerine güvenmeye çalışırlar. Dikenlerine bakıp bakıp güçlü olduklarını sanırlar” Yağmur başlamak üzere, karanlık bir gökyüzü daha gündüz. Bir çöl bir yerlerde ayak…
Bir kelebeğin ömrü, sineğin ömrü kısa dahası bir selamın ömrü, kahvenin hatırı bayağı uzun ömürlüdür. Uzayan uzadıkça içinde neler varmış Pandora kutusu açılıp yeni yeni şeyler keşfettiğimiz ömürler. 1900 yıllarında…
“Gördünüz mü?” Çok kişi, birkaç kişi, bir kişi bile olabilir. Beraber yaşadığınız birileri varsa sizin sorduğunuz her ne ise değeri var yok sizin, özeliniz, ihtiyacınız var yok, şu an size…
Ağır oluyor bazı sevgiler, çekilmez tonlarca taşınmaz. Seni seviyorumları küfür, sevecen bakışlar tecavüz, yumuşatalım taciz. Anne, baba, arkadaş, dost, kardeş, karşı komşu, merhaba diyenlerden, blog tıklayıcısı, face likelayıcısı hepsini saymayayım…
Yine çıldıracak saatler yaklaşıyordu. Kalabalık hem de ne kalabalık, günün ışıklarının kaybolup gitmesine doğru giderken, gittiğinde, gece yarısına dek, dat dat ne hengame çıldırıyordu. Hele şimdilerde içtiği ilaçlardan mı ne?…
Bir sabah zili olsan ısrarla çalan, bir gülümseme uykulu açılmış kapı önü, bir telefon zili açıldığında yumuşacık bir nasılsın olsan. Bir gülümseme kaldırımda karşılaşılmış tesadüf gibi ama değil. Bir merhaba…
Tarçınlı kurabiye kokuyor, koku karıştırıyor olmalı ortalığı, en azından kafam karışık. Bu şehrin en yaygın kokusu olurdu kışlarda. Ihlamur kokardı, kaynamış ıhlamur, is kokuları linyit karbon monoksiti sarı öğlenler akşamları…