Sabaha Kalmış Geceler
Geceyi bitirmiş olmalı, bitmemiş. Bir uyku hasreti, bitirmemenin geceyi uzatan bir takılma. Müzik bile geceden of baş ağrısı birde. Bir yerlere saklanmış uyku, perişan üstüne nasıl geçirilmiş çözülemeyen bir pijama…
Geceyi bitirmiş olmalı, bitmemiş. Bir uyku hasreti, bitirmemenin geceyi uzatan bir takılma. Müzik bile geceden of baş ağrısı birde. Bir yerlere saklanmış uyku, perişan üstüne nasıl geçirilmiş çözülemeyen bir pijama…
Uzayı anlatırlar yamru yumru bir yerlerde patates kılıklı birikmişlikler. Hesap kitap yapıp böyle olmalı diyorlar yüksek en yüksek matematikçiler. Ben yüksekten korkarım. Hayat yamru yumru bir şeydir, düz hiç değildir.…
Mutluluğu istemenin, mutluluğun hep bir boğazımızda kalma ihtimali vardır. Çoktur da diyebiliriz. Nereden duydum belki de okudum doğru yanlış nasıl neye dayanarak böyle bir çıkarım yapmışlardı onu da bilmiyorum. Kopenhag…
Bir koşuşturma, dudağı boya gözlerin makyaj tamam, ne giyse geceden hazırlanmış vaz geçme. Sabahın erken saatinde yenişine doğup büyümediği memleketim demediği bu ülkenin bu denizi olmayan başkentinde hep genç insanlardı…
Uzaklardan seni düşündüğümde bu günlerde. Uzak dediğim bir mesafe mekan değil aramıza giren binlerce şey, zaman birde uzun zamanın adı uzak. Hani içeriden seslenip duymadına denk gelinen gibi bir şey…
Aynanın karşısında şöyle bir daha döndü. Işığı yaktı yeniden şöyle bir sağ sol baktı. Göğüslerini yerleştirdi yeniden alttan biraz destek ellerle bir yoklama yeniden, eteğini biraz daha düzeltti sol yandan…
“Nedense Bir kadını sevmeye hep memelerinden başlanır” Turgut Uyar bir şiirinde böyle der. Bir kadın? Ana. Oradan başlanır. Bir kadını sevmek bir anayı sevmekle başlar. Ondan sonra öğrenilir, gözler, koku,…
Çabuk unutmaya başlandı. Yatakta bile not, biraz daha ileri götürmek bir şeyler yazmak. Masa başında yatak yazmak ne ise yatakta masa başı. Harfleri karıştırıp sözcük, sözcükleri karıştırıp, en son yazı.…
“İnsanlar yüz küsur yaşına kadar yaşarlar, hepsi. Hepsi tamamlar o yaşı, bazısı doğar doğmaz bazısı bir yerinden sonra hızla, bazısı sindire sindire”. Özlemlerden bahsediyorduk nerden çıktı şimdi bu. Karşı çıksam…
Ne oldu masa? Zaman gelmedi mi daha? Aramızda bütün duvarları yıkalı çok oldu utanmaları kaldıralı. Bahar eli kulağında. Ağaçlar saklanmış artık caddelerden sokaklardan kaçmış, bir park bir bahçe köşesi çiçeğini…