Hiçbir Sey Eskisi Gibi Değil
Şimdi artık hiçbir şey eskisi gibi değil. Yaşam artık gözler kadar güzel bakmıyor güzelliği renkleri soldu. Yalnızlık çekmiş kafayı sokağın öte yanından hoyratça bağıra çağıra az sonra olanları geçip hoş…
Şimdi artık hiçbir şey eskisi gibi değil. Yaşam artık gözler kadar güzel bakmıyor güzelliği renkleri soldu. Yalnızlık çekmiş kafayı sokağın öte yanından hoyratça bağıra çağıra az sonra olanları geçip hoş…
Ali Veli kırk dokuz elli dört de ondan evveli, Recep , Şaban, Ramazan bir de rahmetli baban anan kocamı gördü aa kızım. Diye eskiler bir şeyleri anlatmak için söylerlerdi tekerleme…
Gözde ki çapağa , dilde ki yılana, kovukta ki bala, uçan kuşa, toprağa kuma çamura dönüşecek olmayı da düşlemeli insan sonunda bunların biri birkaçı olmayı da daha da derini belki…
Karanlığın yavaş yavaş yeryüzüne toprağın zamanın derinine ruhuna ruha yüzlere gözlere inişi indiği zamanlar saatler. Yalnız bırakmaya başlaması yalnızlığa götürmesi orada bırakması bırakmaya kalkması. Uzakları uzaklıkları mesafeleri büyütmesi çoğaltması aralaması…
İş edinip bütün gün Tv karşısında. Sosyal konularla ilgilenen kayıp filan bulan cinayetleri çözen programlarla vakit geçirmek. Yirmiye yakın değişik kadın bir o kadar erkek iki misli erkek onlarında yüze…
Yaşarken pek aklımıza takılmaz gibi hayatın katma değeri var mı? Olur mu? Var elbet siz nasıl yaşıyorsanız ne tercihiniz varsa nasıl tercihiniz ne ilave edebiliyorsanız ne kadar tatlandırabiliyorsanız ne kadar…
Uzun zamanlara ihtiyaç duyuluyor bazı olaylardan sonra yazarken sindirmek hazmetmek. Hayatı nasıl yaşıyorsun, yaşıyorsunuz, nasıl geçiyor? Nasıl anlıyorsunuz, anlayabiliyor musunuz, tadı nasıl hoşunuza gidiyor mu, sizin seçtikleriniz mi tabağınızda, ne…
ABBA çalıyor. Sanki biten her şeyi gözlere doldurmuş orada kalmış kalınmış. Yıllar sonra... Dinler misiniz? İçinde hiç bir şey olmayan her şey tıkıştırılmış sandıklar dolaplar çekmeceler misali sıkı sıkı kilitli.…
Kolay olmuyor. Aldığın yollar geri dönerken verdiğin yol olmuyor yine yol alıyorsun. Geri dönülmez oluyor akşamların ufku. Öğrenilmiş pişmanlıklarınla kalıveriyorsun ortalık yerde. Kapısını açıp gönderdiklerinin hep geri dönmesini bekliyorsun sen…
Kalbinizin hiç bir daha bu kadar masum çarpmayacağını atmayacağını bildiğiniz zamanlardan kalan o gözleri. Hiç o kadar yeşil olmayacağını bildiğiniz ağaçları o kadar mavi bir daha göremeyeceğiniz gökyüzünü sizin kadar…