Sokak Satıcısı Tezgahında Bir Ömür Yakıştırması

Sokak Satıcısı Tezgahında Bir Ömür Yakıştırması

Sadece kısacık bir esmesiyle bile nasıl bir karmaşa rüzgarın yaptığına bak. Amapola bir yerlerde çalıyor… Bir yerlerde, bir yerlere, taş aralarına, yüzlerin kıvrımlarına, seslerin namelerinin küçük fısıltılarına onca yüklenmiş; “Gelin alın,” beklemesinde, anıları alıp getiriyor. Oysa biliyorsun, hiç hak etmemiş onca; yine de taşınmış beraberliğine, alışılmış… Sadece “Burada güzel duruyor, kalsın,”lardan bir dolu çerçöpün var oluşmuş, sana yapışmış; yakışmış bile değil. Senle anılan, ne kadar taşbaskı bir plak değerine bile ulaşmamış, sokak satıcısı tezgahında “antika” iddiasına maruz kalan, senin olduğuna ikna edilmişliğinde, kabul görmüşlüğüyle… “Tamam öyle kalsın, o da öyle, benim, ne yapalım?” yakıştırmasıyla.

Duvarların arkasına unutulsun, kalsın hapisliğiyle bırakılmış. Artık el işi olsun, yine de elle tutulacak hali bile kalmadığından… Nasıl sokakların eski kaldırımının şahitliği bile yetmiyor yaşanmışlıklara; elinde kalmış, kalmasın diye tezgah tezgah dolaştırılmış, artık taşıması bile zul gelen… Sırf o yüzden demansa uzanılmış; orada kalmışlıkların… “Burası daha sakin, daha sessiz, daha umarsız,” hak bile verir olmuşluğunda senin.

Adımların yorgunluğu taşınmazlığında yüklerin, vazgeçmelere hemen alıp götürmeler… Uzun olmasın başka, bir daha yürünmezliğinden… “Aman bir daha olmasın, bu bile yetti,” kabulünden… Tekrarı yok olmuş, yok edilmiş; buraya kadar… Biraz soluk alıp dinlenmek, çöküşü, bir daha kalkmamak bile kabul.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir