Masal Olmuşluğa Bile Evrilmemiş Hayaller

Masal Olmuşluğa Bile Evrilmemiş Hayaller

Artık radyolarda, bir yerlerde çalınmayan bir şarkıda, bir şarkının içinde unutmuş olmalısın beni. Şarkı olmayınca aklının bir yerine bile sıkıştırmadığın benim sana nasıl dokunacağım; senin “Bu sensin,” diyebileceği bir yerde kalmıyor.

Depresyona çok yakın, sırf arada zamansal aralık kalmış bir kafanın seni araması… O da pek mümkün değil bu sıralar. Onca hamallığı yapılmış bir yükün bir yerlere bırakılıp sana koşması, elbette akıllara ziyan. Ara bakalım hangi şarkının, hangi nakaratının altında bir kedi kıvrılmışlığıyla hala “Gel beni oradan al,” bekleyişiyle uzatacağın eli bekleyen gözleri…

“Yok öyle bir şey, ne şarkısı, nerede kimi ne unutmuşluğum, nerede bırakmışlığım?” söyleminin arkasına sığınıp aynı… “Ya git bak işine, o bir masaldı, anlatılmış, geçmiş gitmiş. Sadece aklında o mu kalmış? Başka masallar da var; hani filli, canavarlı, Kafdağı, prensler, prensesler… Onlara da inanıyorsundur sen.”

Bir masa etrafında senden bahsedilince; “Kimdi, öyle biri var mıydı, bir tarif edin bakayım?” haline dönüşmüş onca hayaller. Masal olmuşluğa bile evrilmemiş; kal öyle yerinde, rahat et, kımıldama, haline şükret, o bile iyi halleri.

O şarkı yok mu o şarkı… İçine saklanılmış, orada kalmışlık.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir