Gerçeklik Bir Senaryo mu? Zaman, Seçimler ve Enerjinin Matematiği

Gerçeklik Bir Senaryo mu? Zaman, Seçimler ve Enerjinin Matematiği

Dalgalı gider gelir akıl; “Var,” derim ben de. O gidip gelen, bazen gidip çoğu zaman gelmeyen akıl, şimdiki zamanın ispatlanmış bir matematiği olmadığını öğrendiğinde ortada kalıyor. Meğer hep varmış denilen ama bana ulaşmamış bir bilgiymiş bu. Her neyse, bilginin bana ulaşmamış olması ayrı konu; asıl mesele zamanın matematiğinin “aha bu” diye şimdiki zamanı gösterecek bir yol bulamamış olması. Hani iki artı iki dört eder kolaylığında bir kesinlik… Onu bile diyememek, bir filmin ünlü repliği gibi “tamam, ben bunu düşünmüştüm” hâline soktu beni.

Dalgalı gider gelir akıllıyım ya…

The Truman Show filmindeki gibi düşünüyorum bazen. Sanki kafamda yürürken önüme yol seriliyor, arkamdan toplanıp kaldırılıyor. Bir sahne bitiyor, başka bir sahne başlıyor. O an sadece o an var. Sanki önceden hazırlanmış bir senaryo: “Bu buradan geçecek.” En başa, Büyük Patlama’ya kadar giden bir kurgu. Oraya gitmese bile, benim zihnimde kocaman yer kaplıyor bu fikir.

Benim aklımda her seçeneğin, ne kadar küçük ve değersiz görünse de, bir yol ayrımı olduğu düşüncesi hep var. Her ayrımda, gidilebilecek pek çok yolu kendin için yok ediyor, yok sayıyorsun. Geride bıraktıkların ne oluyor peki? Üretilmiş bir bilgi olarak bir yerlerde askıda mı kalıyorlar? Hafızanda donmuş bir ihtimal olarak mı duruyorlar?

Bir başka ihtimal daha var: Truman Show benzeri bir sahne. Az önce sarmaş dolaş olduğun kişi, kapıyı örter örtmez kostümünü çıkarıp “Yevmiyemi verin, işim bitti,” diyerek başka bir sahneye geçiyor olabilir mi? Herkesin kendine ait bir Truman Show’u olması gibi…

Abeslik bende yaygın bir durum. Nereden nereye geldiğimi bazen ben de anlayamıyorum. Yarısı aklımda; tarifi yok, şekli şemali yok. Kargacık burgacık düşünceler… Benim içimde her şey yerli yerine oturuyor ama anlatmaya gelince kelimeler eksik kalıyor. Kurulamamış cümleler, çözülememiş denklemler, yarım kalmış hesaplar… Pes doğrusu.

Bir başka takıntıma gelirsek; bu da benim için yeni. Protonun kütlesinin yalnızca yüzde 11’i kuarkların kütlesinden oluşuyormuş. Oysa proton kuarklardan oluşur ve kuarklar bilinen en güçlü etkileşimle birbirine bağlıdır. Protonun geri kalan kütlesi ise bu etkileşimin enerjisinden gelir.

Bu ne demek?

Demek ki benim oluşumumun, bizim oluşumumuzun, dünyanın ve evrenin neredeyse tamamı enerji. Madde dediğimiz şey, büyük ölçüde enerjinin kendisi.

Kafa yine gidip geliyor. En çok dalgalar, enerji ve Truman Show benzeri bir kurgu arasında… Umarım hayat, “Yevmiyemi verin, gideyim,” diyen bir sahne düzeni değildir.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir