Eylül Hüznün Zamanı
Zamanı vardır her şeyin. Zaman vardır yaşamak için bile. Bir zamanları vardır bitmiş gitmişlerin. Hüznün de bir zamanı vardır. Ve Eylül'dür hüznün zamanı. Yapraklar dökülse de veya çiçekler açıyor olsa…
Güncel, günlük kişisel weblog. Yaşanmışlıklara ve yaşanacaklara dair düşünceler...
Zamanı vardır her şeyin. Zaman vardır yaşamak için bile. Bir zamanları vardır bitmiş gitmişlerin. Hüznün de bir zamanı vardır. Ve Eylül'dür hüznün zamanı. Yapraklar dökülse de veya çiçekler açıyor olsa…
İnsanoğlu öyledir. Biz biraz daha öyleyizdir mutlaka. Bir şey biterken seyirci olmaktan seyretmekten zevk alırız. Öyle saklamayız da. Bir kaza sonrası kurtarılanları değil kurtarılamayanların asıl kurtarılamadıklarını seyrederiz sadece seyrederiz. Kocasının…
Şef nasıl da çay söyler gibi kanıksanmış olarak söylemişti. Hem de adamın başucunda rutin vizit kontrolünde. “Çıkışına yarım saat kala destek makinelerini kapatın.” Birden duyunca korkuyla: - Ölür ama... diyecekti.…
Tam son soru sorulduğunda ne oluyordu? Kendisi bilmiyordu. Yılı geçmiş bir zamandan beri yoğun bakımdaydı, bir hastanenin yoğun bakım servisinde. Hastaneye gelirken çıkacakmış gibi gelmişti. Yatmış bir süre sonra kötülemişti.…
Uzunca yaşanmış bir ömrün sevinçleri, üzüntüleri, çoşkuları, pişmanlıkları gecenin neredeyse bütün ışıkları kapatılmış uyuması gerektiğini düşündükleri bir zaman. Soluğuna, kalbine, yaşamına destek amacıyla çalışan makineler artık eskisi gibi bile duymayan…
Radyodan güzel bir müzik yayılıyordu, kahvesini yeni yapmış, eline kitabını almış, oturmuştu. Müzik güzeldi. Eskilerden, duyunca yüzüne bir gülümseme oturtan cinsten bir parçaydı. Bu tanım tam da söylemek istediğini anlatıyordu.…
- Sıcak, çok sıcak. Tam beyniniz jöle kıvamına gelince başlayın dinlemeye, okumaya isterseniz. Böyle diyerek saklanmak üzere buldukları yerin, Eymir sabahının bütün sessizliğini serinliğini bozdu. Karabataklar suyun üzerinde uzunca koşular…
Oturmuş denizi ayaklarının altına almış tepeden hem denizi, hem gökyüzünü seyrediyordu. Yanına sokulduğunu duymamıştı. - Fırtına çıkar mı dersin? Hava kötülüyor gibi. İrkildi sesi duyunca sonra iyice dalmış olduğunu fark…
Parkın tahta masasının üzerinde açılmış gazetenin üzerinde büyükçe bir tutam çekirdek, biraz uzağında çekirdek kabukları yığını. Masanın iki kenarına oturmuş konuşmadan çekirdekleri tüketiyorlardı. Neredeyse saatlerdir aralarında ses çıkmamıştı. Gitmeye niyetlendi.…
Gazetesinden kafasını kaldırdığında bahçe kapısından içeri girdiğini gördü. Katladı gazeteyi masanın üzerine koydu. İçeri çay koymaya gitti. Nasıl olsa sohbet uzayıp gidecek, bol bol çay içilecekti. Sohbet uzadı gitti. “Her…