O Sehirde midir?
Yine çıldıracak saatler yaklaşıyordu. Kalabalık hem de ne kalabalık, günün ışıklarının kaybolup gitmesine doğru giderken, gittiğinde, gece yarısına dek, dat dat ne hengame çıldırıyordu. Hele şimdilerde içtiği ilaçlardan mı ne?…
Güncel, günlük kişisel weblog. Yaşanmışlıklara ve yaşanacaklara dair düşünceler...
Yine çıldıracak saatler yaklaşıyordu. Kalabalık hem de ne kalabalık, günün ışıklarının kaybolup gitmesine doğru giderken, gittiğinde, gece yarısına dek, dat dat ne hengame çıldırıyordu. Hele şimdilerde içtiği ilaçlardan mı ne?…
Bir sabah zili olsan ısrarla çalan, bir gülümseme uykulu açılmış kapı önü, bir telefon zili açıldığında yumuşacık bir nasılsın olsan. Bir gülümseme kaldırımda karşılaşılmış tesadüf gibi ama değil. Bir merhaba…
Tarçınlı kurabiye kokuyor, koku karıştırıyor olmalı ortalığı, en azından kafam karışık. Bu şehrin en yaygın kokusu olurdu kışlarda. Ihlamur kokardı, kaynamış ıhlamur, is kokuları linyit karbon monoksiti sarı öğlenler akşamları…
Uyumak o kadar kolay değil. Ağrılar sızılar bir tarafa dönmek zorluğu başka bir tarafa uykuya geçebilmek uykuya hoş geldin diyebilmek zor. Caddeleri bir tarafa hangi sokağının hangi köşesinden çıkacaksın rüyaların.…
Ağır hareketlerle masadan kalkıp üstünden iki parça bir şeyler alıp, bir müzik fısıltılı ağzına takılmış, bir gülümseme dudağının kenarında mutfağa yürüdü, elindekileri tezgaha bıraktı. Çakır keyf derler öyle olduğunu biraz…
Dolaşıp gelir, ayağınızın takılıp düştüğünüz yere bir uğrarsınız. Sevmediğiniz istemediğiniz tekrar düşüp bir yerlerinizi kırmaktan korktuğunuz o yer nasıl olu, nereden çıkar gelir yine ayağınızı takacağınız o yere yeniden gelirsiniz.…
Buz bir köşesinden suyu ele geçirmiş, kar herşeyin üstünü kapatmış esiyor alabildiğine iliklere kadar derler ya öyle işlemeye çalışıyor, ibilin iti derdi babam onun gibi titreyip bir taraftan sohbetin ateşini…
İnce Mehmet’i Iraz Ana’yı, Çakır Dikeni, Anavarza’yı okuduğumda ağa nedir? Kötü nedir? ayırtına daha varmadan yani okuduğumda sindirmeye daha çok varken genç bile değilken Yaşar Kemal sığınılacak bir yer oldu…
Bir kuru soğuklu, içine odun yanığı kokusu kaçmış donuk laflı günaydın, falan işte içinde ılıklık olmayan sabah. Zor uyanılmış önce o ama olmamış ayrılık tabağın ortasında ister dilimle ister bir…
Seni sevdiğimi hatırlıyor gibiyim, ne kadar istediğimi bilseydin, sen olmadan yaşamayı bile istemedim. Daha fazla bir şey söylemedi elveda dedi ve bıraktı. Sevdiğini hatırlıyor gibiyim, beni ne kadar özleyeceğini söylediğini.…