Yaşadığımız Mekanların Yazılı Olmayan O Mutluluk Görevi

mutlu-olmak

İçinde yaşadığımız mekanın bizi mutlu etme gibi yazılı olmayan bir görevi olmalı, vardır. Bu; özgür olmadığımız, olamadığımız mekanlar için bile bir görevdir. O yüzden seçeriz; mutlu olabileceğimiz (adını mutluluk koyup bir yerlere çekmeye de gerek yok) rahat edebileceğimiz, rahat, huzurla barınacağımız, var olacağımız yerler olmalıdır. Bunu ararız, bunun imkanlarını zorlarız. Sadece barınmak olarak düşünmeyin; yemek, içmek, denize girmek, yürümek benzeri şeyler için de aynı kural geçerlidir.

Bakmayın hor görüp harman savurduğumuza; “Tek evladı, varisi olanlar” duygusunda olanlar misali, yaşanacak bir hayatımız var. Onu en iyi şekilde yaşamak lazım. Kollayıp korunacak en kolay, en zevkli zamanların çok olduğu bir şekilde yaşanmalı, yaşamalı.

Kötülerin, kötülüklerin en kıskandığı şey aslında bu: Kendi yaşamlarını nasıl yaşadıklarını pek umursamadan, başkalarının iyi, huzurlu yaşayacakları zamanları, mekanları, durumları yok etmek, el koymak ve nasıl bir duygu ise bundan zevk almak, alabilmek… Zor olanı kolay hale getirmek; basit olmayan o. Mutlu olmak her ne kadar mekan içi ile çok bağlantılı olsa da çevre ve her zaman devamlı olmasa bile dahil olanlar, mekandakilerle doğrudan veya dolaylı ilişkisi olanlar mutluluğun var olmasında, çoğunlukla yok olmasında, yok edilmesinde etkilidir. Değer yargıları çevrenin en çok kullandığı silahtır; mutluluğa direkt olarak ateş eder. Oluşturulmamış, olgunlaştırılmamış değerlendirmeler, değerlendirmeler mutluluğun yok edilmesi için fırsat verir. Hayat bunların elinden ne alınabilirse o kadar mutlu olur; mutluluk çok kolay olsa bile zor erişilir hale gelir. Mekanınız sizin mutluluğunuzla güzel olur.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir