Ya Unutmuşsa!

Radyodan güzel bir müzik yayılıyordu, kahvesini yeni yapmış, eline kitabını almış, oturmuştu.

Müzik güzeldi. Eskilerden, duyunca yüzüne bir gülümseme oturtan cinsten bir parçaydı. Bu tanım tam da söylemek istediğini anlatıyordu. Kontrol etti kendini. Suratında gerçekten bir gülümseme oturmuştu.

kahve kitap

“Ben bile fark etmedim.” diye düşündü. Haklıydı.

Kimsecikler yoktu yanında olsalar “Pişmiş Kelle gibi ne sırıtıyor bu.“ diye düşünürlerdi. Hani bir şeyleri, bazı olayları, anlatılacak buldukları her ne ise onu anlatırken benzetirler bir şeylere birilerine öyle bir benzetme kendisi içinde olurdu.

Hayatın gerçeğidir, bilir yaşarız. Unutmak. Unutabilmek. Kafan bir kap olsa saklamak için o kaba konmuş bir şeyler ve oradan sızıp kaybolanlar. Önemseyip kilit altına aldıkların, önemsenmeyip ortalığa bırakılmış olmak, kaybedildiğinin farkına varılmayanlar. Hani ceplerine bakılmayıp gömlek cebinde unutulduğundan yıkanan artık bir kağıt parçası bile olamayanlık durumu.

Kafanın nereden boşluk bulup sızdığı bilinmese de artık olması gereken yerde olmayan, daha doğrusu burada veya orada olmalıydı dediğin hatırlanması gereken diye adlandırdığının artık orada olmadığı.

– “Beni hatırladın mı?”

Yanıtı büyük boş bir bakış. Boş olduğunu anlamak için gözün içine bakış. Boş bir bakış. Boş.

Gözde unutulmadın ama öyle olması lazımı görmeye çalışmak. Hatırlatmak için bilmem kimler, başkaları onlar var sen yoksun. Sızmış bir yerlerden düşmüş kaybolmuş. Kaybolmuşsun, hiç olmamış olmuşsun başka türlü söyleyişle. Bütün izlerin silinmiş.

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir