Perde Aralığından

Bir sigara yaktı. Işıkları açmadı. Perdeyi araladı, sokak ıssız uzaklarda kalmış şehrin sesleri dikkatli dinlediğinde duyuluyor. Dikkatle dinliyor sokağı, köşeden dönecek bir ayak sesi duyabilir mi? Öğleden sonra karşılaştığı eski arkadaşından beri kafasında onun sormadığı, adını bile almadığı ama her nasılsa hatırlattığı, şimdi uykusunu kaçıran kurbağa suratlı, çirkin, o yüreğinin çoğunu alıp gittiğini bilmeyen, şekilsiz yaratık. Bitirdiğinde gözünde yaşların biriktiğini gördüğünde neredeyse vaz geçer gibi olduğu ama yine de ayrılığı söylediği zaman bitmediğine o kadar inanmış olan o kollarında uyumak istediğin ama git dediğin için giden sırf sen söyledin diye bitirmese de bittiğini kabul eden o seni sevdiğine tek inandıran o. Özlediğin de gelip özledim dediğinde özlemiş olmana rağmen nasıl silmiş olduğunu söylediğin.Yıllar sonra vizöründen baktığı bir karede seni görünce nasıl gülümsediğini gördüğün. Yanına gelmek için harcadığı çabayı nasıl boşa çıkardığını. Bir merhabayı nasıl vermediğinle sakındığınla kıvançlandığını. Bir koku mu geliyor burnuna bu gece yarısı bu sonbaharın ilk günleri bile eni olmuşken soba üzerinde yanan bir mandalina kabuğu kokusu. Al işte… Gördün mü? Yine uykularını kaptırdın bir tıkırtıya. Bir şarkı sözüne kaptırdığında aylar sürmüştü yeniden buluşun. Ayak sesleri, perdenin aralığından bak o değil olmasa da bak. Gölgesi benzer belki belki bir yerinde kalbin heyecana bir değer titrer. Bir çizgi filme takıldığında o gölgelerini sevmiştin filmin. Çizgilerin gölgelerini.

uykusuzluk

Uykusuz bir gece, uykusuzluğu o anlatırdı, uyuyamazdı uyuyamadığını anlatırdı. Kirpiklerinin arasına senin kaçtığını söylerdi kurbağa gülüşüyle. O da bir yerlerde bir perdeyi aralayıp bir sigara yakıp seni düşünüyor mudur? Sen yatar yatmaz uyurum diye övünürdün. Gecelerine ipotekler konmamıştı. Yıllar geçmemişti. Alışmamış, denememiştin bile o hayatında artık olmayana kadar. Neleri götürdüğünü niye gittiğini bilmediği gibi, neden bittiğini bilmediği gibi bilmiyor. Bu şehir, bir cam, bir nefes. Acaba bu şehirde mi? Bir cam kenarında mı bu gecenin sabaha dayandığı saatlerde, düşünüyor mu seni? Bir kadın kollarında, hani çirkin kurbağa seven bir soluk yanı başında, bir uyku mu yoksa?

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir