Özlemiş midir?

Bir kedi gibi sokuldu, yorganını daha bir sıkılaştırdı ayağının altında, üşüyordu. Kalorifer cayır cayır yanıyordu oysa, ev sıcacıktı. Ruhu soğuklardan geçiyordu. Uykuya vermişti kendi yine, yataktan çıkmak istemiyor, kolunu bacağını bile bırak gözünü gün ışığı görsün, yakalasın istemiyordu. Bir kitabı vardı baş ucunda oraya mı gitseydi. Kimsenin bilmediği, gitse üç dört aydan önce kimsenin gözükmediği, yüreğinin saklandığı yerden daha soğuk.

Saçlarını kestirmeyecekti, aslında kestirse iyi olurdu. Şöyle üç numara filan. Amerikan tıraşı mesela önde bir tutam kalmışından. Hemen anlarlardı, depresyon. Bu kızlar aynadan çok etraflarındaki alay edilecek, gülünecek şeyleri arıyorlardı gözleriyle, biri kaçırsa öteki masanın öteki köşesinden fısıltıyla söylermiş gibi elini ağzına kapatır çığlık çığlığa bağırır. “Neoo, kız depresyon muuu? Saçlara ne oldu öyleeee?” . Keşke stadyumda sorsaydın, az kişi duydu burada. Kestirmeyecekti . Kestirse hemen binlerce soru.Konuşmak bile istemiyordu. Yorganın daha da altına kaçtı. Dışarıda yağmur vardı. Gün ışığı da başka bir yorganın altına saklanmıştı. Camdan gelen tıkırtı mı önceydi gözlerinden süzülenler mi? Hangisi önce başladı bilemedi. Kendisi gümbürdedi, dışarısı hüngürdedi. Hangisi hangisini yaptı pek bilemedi.

Yağmur yağıyordu Ankara’ya yine onlarca yıl öncekiler gibi. Bu sefer balkonda yağışı seyrediyordu. Elinde kahvesi. Yağmuru severdi. Yağmurda onu. Son yudumu alıp, fincanı dolandırdı biraz kapattı tabağa çevirdi içinden ne geçtiğini kendi de pek bilmeden öylesine. Kim bakacaktı? Girdi içeri. Yağmur onu severdi. Çık dışarı, kucaklasın seni özlemiştir, ıslatsın sırılsıklam iliklerine kadar özlemiştir seni. Özlemiş midir?

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir