Dünya mı?

Öyle denir ya tam da hani şu olsaydın, elinden şu gelseydi, şu koltukta otursaydın, şu kadar paran olsaydı. Bende on milyar hücren daha olsaydı. Sen olmasaydın yani başka bir grup hücren daha olsaydı. İçinde sormak istediğim dünyayı değiştirmek aslında. Dünya böyle olmasaydı. Sende bu dünya da böyle biri olmasaydın, sen olsaydın ama dünyan böyle olmasaydı? Niye yapıyorum bu laf kalabalığını. Ne bu dünyadan, ne bu dünyada ki yerinden memnun olan var. Var onlarda çok sevdikleri yerleri için dünyalarını, dünyaları için yerlerini değiştirme kavgası veriyorlar. Şöyle hiçbir şeyi bilmediğimiz bir biberon beklentisi ile geçen günler, bir gaz sıkıntısı bütün dünyada ki tek en büyük dert. Çok küçük bir dünya, hep aynısı tekrar eden günler, bir mırıltına koşan neredeyse onlarca ayak, uyandırmamak için parmak ucunda dolaşanlar. Dünyanızı verip o dünyayı almaya vereceğiniz her şey. Anlatmak istediğim bu da değil. Hani mutluluğun böyle bir resmi de değil. Düşünülen şeylerin olmalarıyla ilgili bir saplantı benim ki. Zeka ürünü yaşanılası, daha mutluluk veren, içinde olmaktan zevk duyulan bir yer. Biliyorum kuzey ülkelerinde insanlar daha yaşanılası bir düzen kurabilmişler, onların kurdukları bile yetersiz bence. Hani gözünüzü kapatınca gitmek istediğiniz yer nasıl bir yer? Bir dünya sıkıntısı az, ağrısı, sancısı, sızısı az, hani yüzünüzü buruşturmaya bile değmeyen seviyede sıkıntı. Çok şey düşünüp çok şey soruyorum çok derin soru bunlar. Birinin aklına bir yol gelirde Arşimed gibi yola fırlar mı diye bir umudum da yok değil. Evreka. Duymak istediğim bir çığlık olabilir mi?

Tags:

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir