Masanın Bir Köşesinde Bitsek de Gitsek!

– “Böyle masanın bir köşesinde bitsek de bir an önce çıkıp gitsek diye bekleyen içki şişesine anlattığım hikâyeleri anlatıyorum böyle ortaya”. Şişeyi gösterdi masanın ucuna yakın yarısı bitmiş olumlu bakalım yarısı dolu.

-“Bunlar bilir hep anlattım. Öyle karaciğerimi bağırtıp canına okuduğum zamanlar bir ben ona vuruyorum iki bana vuruyor o ikimiz yatak döşek koyun koyuna yatıyoruz bir birimize sitem ediyoruz. Sonra tekrar bir kavga ben kıpkırmızı kaşınıp duruyorum. O şişeyi görünce korkuyor, ben korkutmaya bayılıyorum. Geceyi sabahla bitirmek zamanları o zamanlar”. Şişeyi unutmadı aldı birazını bardağa boşalttı, bir yudum aldı.

Şişe

– “Bir şişe ile kendin kaldın mı masada? Kalabalık masalarda bile çokça olur, etrafın dolu bütün masa kadehler ile konuşuyor, şişeler dinliyor gözle kaşla etrafa saçılan gülümsemeler o kimdi? Neden güldüm demeden o da sana kim olduğunu bilmeden çoğu kez. Hep ilişmiş bir durumda bir tek itiraz karaciğerden kızarmış, sırtın kaşınıyor haldesin. Unuttuğun kadar çok şey var ki kalkıp masadan gittiğin de hani üstünde ne resmi var kapının üstünde bakmasa olur unutmuşlukta hani pisuvara boyun yetmese çocukluğun da işin içinde gibi. Bazı uyanışlar ismini hatırlayamadığın senlerden birine sarılmış bulup kendini gece nelere dokunup ne yaşadığının sorusu bile olmayan kaybolmuşluklar”. Biraz düşündü, anlatılmayacak komiklikler gelmiş olmalıydı aklına gülümsedi. Masaya çöken sessizliği biraz bozmak istedi, parmaklarıyla masanın kenarına bir iki tıkırdattı hani ritim olsun diye ama olmadı aklına mırıldanacak bir şarkıda gelmedi.

– “Eskiden sigara içilen zamanlarda sabahın köründe girerdik pis kokan kahveye, sabah kalkarsın öyle kokarsın ıslak bir kirli nefes kokusu. Koynunda sabahladığın da aynı kokar gülümser yalnızlığın içine edebildiğiniz ortaklık için. O da senin gibidir ne yaşadığını o da kafa iyi bilemez büyük ihtimal. İsmini hatırlamaz bir ara çaktırmadan cümle içinde geçirirsin adını. Akıllı ise senden önce o yapar. Gülümsersin. Çürük hayatın kokusu nefeslere sinmiştir ıslak üşüten sabahlarda”.

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir