Aşk nasıl biter?

Gece yarısını biraz geçe yanımdaki yatakta bir kıpırtı. Su istiyor olmalı, bu saatte hemşire rahatsız edilmez düğmeye bas diyemedim, önce bardağa sonra şişeye uzandım, yarıya kadar doldurdum uzattım eline yakın bir yere aldı yavaşca kaldırdı bir yudum, bir yudum daha bu sefer ki biraz uzunca dudaklarını ıslattı deriz ya o kadarcık bardağı koyamadı ben uzandım aldım. Tanıştık. Sabaha kadar o soluklandı ben soluklarını dinledim zordu gece, ben soluk aldım o duydu ciğerlerimin yokuş çıkan bir eski kamyon hırıltısını. Birkaç gün sonrasında öyle geceler artık bitmez olup ellerimiz boşa çıkıp karşılıklı oturur vaziyetlere gelince laflar ortaya düşmeye başladı. Nereden geldi laf söz o sırada pek hatırlamıyorum şimdilerde.

Aşk

– “Aşk nasıl biter? Bilir misin?” sordu.

Birden değildi pat laf arasında bildiğim yerden çıkmıştı ama soru işime gelmedi. “Bilmem.” Dedim yeni bir laf ortaya düşsün bakalım nasılmış görelim istedim gece uzun zaman boldu laf lazımdı ortaya, günün hepsini yatakta dönüp geçiriyorduk.

– “Madamın ölümüne benzer. Gidişi duyuldu mu? Hissedildi mi? Kokusu alındı mı? Her nasılsa köyün bilmişleri köyü ayaklandırıverir kaş göz işaretiyle bir fısıltıyla hepsi birden eşya hevesi işe yarar yaramaz her ne ise daha ölmeden karıştırmalar çekmeceleri, gözler başka türlü bir kötü bakar, korkutur hadi git bakışları gitti diyerek üşüşmeler bir anda gitmemiş, gider kollara bırakır güvendiği en son hoşçakal bakışı bile anlaşılmaz. Bir gürültü kopar gidişten daha çok paylaşmanın gürültüsü biter her şeyler yok olurlar çevreden. Bir kuş kalır yan yatmış kafesinde birde yatağında cansız vücut.” Cenazesi kalkmayacak başka mezhepten olduğundan, dört parmağıyla haç çıkartırdı o, papazlar kaldırmazlar cenazesini der Zorba kafesi alıp giderken.”

Sustu, benden bir yorum bekledi belki de yorum gelmeyince…

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir