Bir başkasına benzemek hep ister insan; insan beraber olmaktan, yürümekten genelde hoşlanır, var hisseder kendini. Yaşamadıklarını sanki kendi yaşasa daha mutlu olacak gibi gelir; anlatılanları, başkalarının anlattıklarını hakikat zanneder, anlattıkları gibi yaşanmış diye düşünür. Çevrenin “dikensiz gül bahçesi” hissi hep vardır. Zaten tek dikenli olmak bir ortamda… Sanki başkaları gibi […]
Genel
Başarılı bir hayat bile yaşamış olsak… Olmadı tabii; olsak bile bu geldiğimiz zamanın çok gerisinde bir yerlere ancak yerleşiriz. Çoğu kararı öğrenilmiş doğrularımızla biraz da gaddarca biz versek bile, bizim olmadıklarını şimdilerde büyüklerin kafamıza kakmaları benzeri… “O kadar da değil,” demeyin; şimdiki durumlarda ne kadar yumuşak görünse bile daha baskıcı, […]
Yaranın en acıtan hali açıldığı an sanılır; aslında o an ne olduğunun farkında bile olsan andır, geçmiştir. Kabuğu kalkarken, kaldırıldığında kabuğun kanatması az, acısı boldur. Tıpkı anılar gibi… Kabuğu kalkarken daha acıtır anılar; derinliği o zaman farkedilir. Daha anıların acıttığı yaşlarda olmak tam da böyle. Anılardan zarar görmeyecek kadar yaşlara […]
Nasıl körüne hem de “Okudum, yazdım,” diyerek; hem de “Yahu bu da nereden çıktı, ne oluyor?” kafayı yanlarına alıp neden gelmemişler? Onca soru işareti avuçta kalıyor. Cehaletin, kuru cehaletin… “Cahilleri severim,” derdi Ortaylı; cahil olduklarını bilir, ses etmezler. “Yarı cahiller cesur olur,” derdi; “Onlarla sakın tartışmayın, en azından kendinize acıyıp […]
Bakmayın uslu ele avuca sığar bir halde oluşa neredeyse patlamaya hazır volkanlar vadisi gibi ortalık.Yine de pek fazla derine girip yara kanatma niyeti yok bende. Sıkılmış sadece tüpü kalmış diş macunu gibi ortalıkta dolaşıyoruz sadece tüketilmiş olmak bile bir var oluş şekli. Tahmin etmeliydik edebilirdik o zamanlar böyle yeteneneklerimiz daha […]





