Nerelerdeydin? Diye soracaksın. Bildiğin gibi diyeceğim. Bilmediğin gibi ben de bilmiyorum bilmiyordum bilmiyorum yine öyle bir hal. Bildiğin bildiğimiz gibi değil denize biraz daha yüksekten baktım bakmak için yükseğe çıktım yürek Selanik yüksekten korkarım biliyorsun yine de korkuyorum onu da bil. İçinde iyot kokusu olan havalardan nefes almak biliyor muydun? […]
Denizin sesi ay yok yıldızlar ortada her şey az sonra. Bir yerlerde paganlaştırılmış sunaklar sunaklıklar. Benzer sunuşlar sungular kurbanlar. Yok edişler. Yok etme üzere yok edişlere kurban. Yok etme kurbanları yok edilmeye kurbanlıklar. Bir şeylerin yok edilişleri senin için yıllarımı saçlarımı süpürge kurbanlıkları onlar yok oldu. Yok olmadan az önce […]
Oyunun tam ortasında bir anda durduruş buraya kadar oynanmış da dahil bundan sonraki kuralı değiştirmek sonra da halen devam eden oyun devam ediyormuş gibi davranmak gücü eline alıp elindeki güçte daha çok güç istemek eşit şartlarda yapılmış da kazanılmış gibi davranabilmek. Oyna diye oynayalım diye gücünü ortaya koyacağı belli değilmiş […]
Of, ne büyük bir aldatılma. Büyük denebilecek, denecek, söylenebilecek bir durum. Çevirmenlerin kelimeleriyle Türkçede pek kullanılmaz Aman Tanrım, vay canına, Tanrım olamazlarla karşılanabilecek bir durum olamaz imkansız. Şakası bir yana aldatılmayı seven bir yapımız var insan olarak. Onca reklam onca reklamcı, daha ileri ayakçı, kapıcı güzel kapılar vitrinler ve yalan. […]
Neyi anlatır sıcak üstüne soğuk pek soğukta sayılmaz tam yanarken tutuşmak üzere iken birden bir yağmur daha çok yüreği serinleten yüreğin üstüne su serpen yüreği rahatlatan. Karabasanlar bastı neredeyse yağmur yağdı da. Her dilek bir yaz yağmuru çağırmasıdır aslında. Kelimeler çoğalmıyor yenileri yakışmıyor bulunmuyor tam yerine denk gelmiyor. Ölünce yerine […]





