Hayatın belli dönemlerinde kadınlar ortadan kayboluverir. Ortalık bir selamlık havasında rüzgarında gider. Yine öyle bir dönem sanki kadınlar ortalıktan, ortalıktalar görüyoruz ama sanki suya sabuna pek dokunmadan pek karışmadan. Çarşıda pazarda alışverişte pek konuşmadan istediklerini alıp çürüğe çarığa pek laf söylemeden kese kağıdını fırlatıp bağırmadan. Bu günler aklınızdan ne geçer […]
Sabah erken kalkıp sabahıyla tanışmak denizin kokusu. Bir yerlerde bırakılmış bir yerlerde kalmış bir yerlerde unutulmuş gidilip yeniden alınmamışlıklar hatırlamak o kokuda. Uyuyacaktı ya o uyusun. Zeytin ağaçlarının arasından denizi sen bir bak. Kumlar rüzgara öyle bir bazıları direnmiyor rüzgarla al beni götüre uğruyor. Karşı kıyılardan daha uyanılmamış ışıkları söndürülmemiş […]
Denizin sesini duyup gökyüzüne bakıp bir de onca ışıktan biri göz kırptı mı? Bulutların üstüne çıkmış oradan gökyüzünü. Hayat tarafından alabildiğince yıpratılmış hırpalanmış örselenmiş yerleri sessizlik merhemiyle uzaklıkla gökyüzü sargılarıyla biraz olsun biraz daha dayanabilir olsun. Gündüz martılar heybetle kanat çırparken güneş yakmak için oradan buradan boşluğunu yakalayıp kum alabildiğince […]
Her şey bitip bütün masa üstündekiler tüketildikten sonra aşk olunca masa üstüne yürekler dokunmalar bakışlar laf sokuşlar sokuluşlar da konur öyle olmak zorundadır. Tamam ben öyle bilirim bilirdim. Ne saklayacaksın ki aşk öyledir. Ben ne dedim. Her şey masanın üstüne konur. Saklanacak bir şey varsa olduysa tamam adım değiştirelim. Ne […]
Kelimelerim cümlelerim biraz itici biraz ters gelebilir. Gelmeli de. Anlattığımda bazı başka kelimeler cuk oturmuyor. Herkes arzu duyma hakkına sahiptir. Bunun karşısındaki ifade etme hakkına da. Bu cümleye böyle yazılışını bir tarafa bırakın çok da karşı çıkılacak bir şey yok gibi. Buraya kadar tamam gibi. Konu ikinci cümlede çatallaşıyor. Nasıl? […]





