Ortalık bir kalabalık, adım atamıyorsun derler ya öyle. Öyle bir yerlere bakmak gibi bir lüksün yok habire yürüyorsun, arkadan itekliyorlar onların götürdüğü yere gidiyorsun bir anlamda. Bir ara bir tanıdık müzik kulağımın kenarında bir telefon çalıyor eskilerden bir kamyon anı döküyor önüme. Kilometrelik yolculuklar bırakıyor kucağıma. Açama diyorum, açılmasın telefon, […]
Karanlık loş bir ışıksızlıktan yavaşça sallanarak çıktı geldi yanıma. Elini uzattı, tut beni düşeceğimle merhaba arası bir el uzatma. Tuttum elini bırakmadım merhaba olmayabilir dedim düşer belki bırakmadım elini masaya oturdu. Geldiği yerden biraz aydınlık bir ortamdı. Geceydi her şeyden önce. Masaya dirseğini koydu. Gözlerine bakmaya çalışıyordum, kaçıp duruyor, yerinde […]
Bir dizi seyreder gibi seyrediyorsunuz etrafınızda olan biteni. Ben de öyle hissediyorum. Bütün delilleri orta yerde görüyor gibiyim, katil benim için bulunmuş bile. Dedektifler görmüyor. Yanlarından geçiyor. Kamera çekiyor katili. Dedektifte yardım istiyor ondan, o en ortada gerçekçi açıklamaları yapıyor. Deliller laboratuar da ortaya çıkmak üzere neredeyse bir tek onun […]
Bir mezarlık, bir morg kapısı önünden geçerken bir tabut çıkışı öyle böyle değil en kısasında bile gidenin koskoca hayatı ne yaşanacaksa o kadarı yaşanmış yaşanmamışları ağıtlara bir dizi konu yakanın hayaline kalmışlık güzellik ve uzunlukta. Ve içimizde bir hüzün yaşayamadıklarına üzülmek üstüne. Bir türlü razı olmamak bu hayattan payına düşene […]
İçinden geçip gittiğimiz bu dünya da her şeyin bir çaresi olduğu bile söylenir. “Dört şeyin dönüşü yoktur” der Hz. Ömer: Söylenen söz, atılan ok, geçmiş hayat, kaçırılmış fırsat. Bir de bu hayatın bumerangları vardır. Ders alamadığımız hatalarımız gibi. Her seferinde aynı şey gelir başımıza. Beni mi bulur hep? Sorduğumuz bu […]



