Sen öyle geçerken masama çarpsan kahve tabağını doldururcasına dökülse, ben kaldırıp kafamı biraz kızgın biraz ağır bir laf söyleyecek gibi bakacak olsam, sen özür dilesen “Kusura bakmayın” inse yüreğim kızgınlığım geçse, bakışlarımda gözlerini yakalasam, mahçuplaşsam birden tanıdık gelse sesin, özleniş bakışı yakalamış olmanın burukluğu sarsa içimi. Sen beni tanımasan kapıdan […]
İki gitar telinin arasına sıkışmış bir sinek gibiydi, titriyordu, soğuk değildi titriyordu. Sordum Nasılsın ? İyiyim demek istiyordu, “iyiyim sen git” diyemedi. Titriyordu. Üzgündü üşüyor olmaktan, sinirden belki de titremekten. Gitarın tellerine dokunmamaya çalışıyordum. Titremesin istiyordum. Titriyordu. Şerbetlisin sanıyordum bütün hastalıklara. Bir gece yarısında her nasılsa vurulmuş bir yumrukla düşeceğin […]
Hayatında en kolay yapılabilir zannettiğin şey yalnız kalmaktır. Yalnızlığın çok kolay olduğunu düşünürsün. Kolay gelir, yaşanır gelir, kapıdaymış hemen girecek gibi gelir. Kolay değildir ne yalnız kalmak, ne yalnızlığı yaşamak. Sigaranın dumanı yalnız bırakmaz, gece aklına takılan bakıp ta bulamadığın kedi yavrusu sesi de öyle. Ya geçen yediğin o bilmem […]
“Gideceğim” diyor çayından bir yudum daha alıp tabağına bırakıyor sertçe. Kızgın her neye kızmışsa kızgın hem de çok. Kırgınlığı var sesinde, öyle böyle değil, kırgın. Çayını içip, tabağa koyuşundan belli. “Gideceğim, kimsenin olmadığı bir yerlere, tenha bir sahil kasabasına, balık tutanın can sıkıntısını alıp götürdüğü, yağmurda sadece ıslanılan, yürekten bir […]
“Neyi severim ben bilir misin?” sordu. Omuzlarımı kaldırdım bilmem nereden bile bilirim ben der gibi. “Kaldırım taşlarının arasından kafayı çıkarmış bir papatyayı burası benim diyen, bende varım çıkışlı göğsü ileride diri bir duruş ama küçücük hep yüreğimi kaldıran ezilecek korkusu içinde, bir bakış el açmamış bir duvar dibi sığınması, soğuğa […]

