Ölü Güvercin

Parkın tahta masasının üzerinde açılmış gazetenin üzerinde büyükçe bir tutam çekirdek, biraz uzağında çekirdek kabukları yığını. Masanın iki kenarına oturmuş konuşmadan çekirdekleri tüketiyorlardı. Neredeyse saatlerdir aralarında ses çıkmamıştı. Gitmeye niyetlendi. Avucunda tuttuğu çekirdekleri tekrar çekirdek topağına kattı. Gitmeye niyetli değildi karşı tarafta oturan bir sigara yaktı. Sessizliğini bozdu masanın. “ […]

Kedi Kazanır

Gazetesinden kafasını kaldırdığında bahçe kapısından içeri girdiğini gördü. Katladı gazeteyi masanın üzerine koydu. İçeri çay koymaya gitti. Nasıl olsa sohbet uzayıp gidecek, bol bol çay içilecekti. Sohbet uzadı gitti. “Her gidiş, her ayrılık bir bitiş değildir ilişkilerde. Bitiş olduğunu taraflardan en az biri biliyorsa daha gidilmeden, ayrılık başlamadan“ Sustu bir […]

Timsah Gözyaşları

Bazı zamanlar bir yerlerde oturup, insanları seyreder, moda yorumları yapar kafadan, resimler hayal eder çizmediği çizilmemiş, o an o dakika çizilse güzel olur birkaç saniye sonra güzelliğini toplar alır gider, tam da o zamana denk getirilmiş bir görüntüye takılıp kalır dakikalarca. İnsanları seyrederken aralarında Kuzuların Sessizliğinin Hannibal Lacter’larının bolluğunu hisseder. […]

Işık Yoktu

Koskoca koyda bir ışık olmaz mıydı? Yoktu. Fenerinin ışığında kıyıdaki iskeleye doğru ilerledi. O zaman fark etti iskelenin en ucunda oturanı. Sigarasını çekişlerinde bir aydınlık suratında o kadar. Ay bulutlardan kurtulur gibi olduğunda yanına ulaştı. Elindeki şişeye dikkat ederek yanına oturdu. Hiçbir şey konuşulmadı epey bir zaman. Denizin şıpırtısına öyle […]

Ağustos Sıcağı

O sabahtan epey sonraydı. Ağustos bütün sıcağını toplamış cehennemin alıp gelmiş gibiydi. Üflemek bile yakıyordu ya öyle sıcak. Hani günahları alıp cebimize saklamış sonrasında üzerimize bir şeyler döküp yakalandığımızda cebimizdekilerle hesabını soran bakışlarda çıkarıp ortalığa koyarken, sonra soyunuşumuzda artık utanmanın bile anlamının kalmadığını hissettiğimiz anlarda olduğu gibi ter içinde bırakıyordu […]