“Bak kız yaptığın işe bak. Nasıl öyle çaktırmadan alıştırmışsın kendine beni. Soluğun bile ısıtıyormuş bu köhne soğuk dünyamızı, bilememişiz kıymetini.” Siyah beyaz filmlerin bir sahnesinde tahta sandalyeli bir masada elleri kafanın arasına alınmış bir sahnede söylenir. Sabah, epeydir bu kadar yalnız bir sabahım olmamıştı. Bu sahneye benzer bir duygu içimdeki. […]

Hemen olay olduğu zaman yorum yaptığımda size de öyle oluyordur belki çok sağlıklı olmuyor yorumlarım. Aradan bir süre geçince olgunlaşınca olaylar olayların karşısında yorumlarım sağlık buluyor gibi geliyor. Epeydir yazmak istediğim iki nokta var. Siyasi polemikler yapılıyor bunlar için ama ben ne siyasi ne de o benzeri bir yazı yazmak […]

“Öyle şafağın sessizliğinde olmadı yaralanmam. Göz göre göre bir meydan kavgası gibi sokakta, ortasında herkesin ben saklanmaya çalışırken korkarken rezil olmak o da neyse şirret çirkef gözlerle, içinden acıması alınmış sözlerle saldırıya uğradım. Ölmem lazımdı, kan bulundu, kollarımda serum oldu aktı içine yalnızlığım, gözüme hadi ne olur gitme bakışı değmedi […]

“Bu günlerde kendimi yorgun hissediyorum” öyle diyerek sırtını dönüp uykusuna devam etmeye karar verdiğini gösterdi. Çay alıp yeniden onun başına oturup geceyi bitirene kadar orada kalacak olmanın gereği için dışarı çıkıyorum. Koridorun camından dışarı bakmaya çalışıyorum. Karanlık fazlaca karanlık bir gece. Elimde çayım yorgunluğunu düşünüyorum. Kader kısmet deyip geçilecek bir […]

Uyku öyle eksik kalsın bugün de olmasa olur, boş ver bir kutu alacaktım ama kalmamış gibi bir şey değil. Uykusuzluk öyle kolay geçiştirilecek bir şey değil. Tercih edilecek bir şey de değil. Uyumanın zamanın değişmesi olabilir, biraz az uyunabilir, tercih edilmez ama olabilir. Uykusuz günlerce kalmak, o halde yaşamak, uyuyamamak, […]