Kimlik Numarası Söyleyin

yanlızlık-aranma

Arananlar listesinde yoksunuz. Biliyor; aranmayanlar listesinde başlarda. Nasıl adamın suratına çarpıveriyorlar; aranmıyorsun, oh ya, aranmıyorsunuz işte. Bilmek zorunda mıyım aranmadığımı? Sormuyor, biliyor aranmadığını. Oysa yanlış da olsa telefonun çalması; çalınca bir heyecan, “Acaba gerçekten komşuculuk oynasak…” Hani kapı varmış, duvar varmış, oyun oynansın diye serili kilim koskoca bir ev oluvermiş… Küçüklüğün dünyası büyük şeyler görür, büyük şeyler üretir; varmışlıkları çok olur. Varmış gibi yapmak, var gibi kahve yudumlamak, pasta yemek, çay içmek; yoklar var olurdu. Var olsalar, arasalar, çat kapı “Hadi,” deseler, gidelim. Gelseler… Gelmezler. Gelir gibi yapsalar; “Bu bahar olmadı, gelecek yaza…” Gelecek yazı bekletseler, bir heyecan dolsa, hep olsa… Gelirler, ararlar. Arananlar listesine bir koşu yazılsa; “Ben de aranıyorum, beni de…”

Zor kalemle, kağıtla dekleşmek. Neyi nereden, nereden hop nerelere yol edip yol alıyor; kağıt da ortağı, “Sağ yap gel, burası boş,” havasında… Havaalanlarının uçak park ettiren görevlisi gibi, elinde ışıklar, fır fır ışıklarla yol göstermece hali sanki kaleme. Yahu biri bir şeyler merak etti, yol kesik sordu; ne var bunda?

Hınç alıyor gibi… Bir yanlış anlama olmalı bu. “Bu yaştan sonra,” demek yersiz; yaşın başın pek kaydı köşeliği yok. Her zaman, her yerde kim kime neler… Hani seyretmesek bir şeyler aklımıza düşmeyecek; seyredince akla onca şey geliyor. “Şöyle sakin bir yer, etrafta pek bir şeyler, yakında birileri olmasın, rahat edersiniz…” Yok be kardeşim, bizi doğrarlar orada! Görmedin mi ne yapmışlar karısını, adamı? “Yok yahu, o kadar da değil…” Sen öyle san! Para yok var sanırlar, mal yok var sanırlar; gözü dönük şimdikilerin.

Sohbeti bile iç karartıcı… Zaten arayan soran da yok. Eyvallah, “Yarın ararlar,” umudu cepte.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir