
Dünya başka bir yere doğru gidiyor. Ha evet, güneşten ayrılıp başka bir güneşin peşine takılacağız; hani bir başka sevgiliye kaçar gibi… Şaka, öyle bir şey yapmaya daha vakit var ve o ergen kaprisi hiç de kolay değil. Aslında epeydir bir sorunumuz var; kuantum denilen şey, bizim hayatımızda bilmediğimiz bir şeyleri ite kaka kafamıza sokmaya çalışıyor. Newton mantığı, Newton fiziğinin bize öğrettiği, Aristo filan kim başlatmışsa oradan beri o düzende diyelim bir yolumuz vardı. Felsefe, psikoloji, fizik hep aynı düzende düşünürdü. İşte tam burada bir çelişki, bir laf meclisten dışarı, bir kazık hepsinin aklına karpuz suyu kaçırdı. Farkında değiliz, belki çok azımız farkında; artık bir başka akıl, beyin kullanma halindeyiz, haline geçmek zorundayız.
Newton diyelim, kuralları onun temsil ettiğini varsayalım; kuantuma kadar yolumuzda bir seçenek, ikili bir seçenek düşünce gidiş tarzımız… Ya bu ya şu. Anne ekmeğinin tanımı bile: salça ya margarin… Bu kadar basit bir düşünce tipi. Kuantumla birlikte seçenekler kalktı; ekmeğin biri salçalı, diğer elinde margarinli, hangisini alır tutarsın? Bir de hem margarinli hem salçalı…
Seçenekle buralara kadar geldiğimiz hayat başka bir yerlere dönüyor. Bu, hep ahlakın değerlerinde, hep başka seçenekli değerlerde; hem onu, hem onu, hem de ikisini birden düşünme sistemimize soktu. Sıkıntı burada; kurallarını bilmediğimiz, öğrenmediğimiz bir oyunun orta yerindeyiz. “Dünya nereye gidiyor?” derken… Bu düşünce tarzının bizim Newton kafasına uymadığı, bizim de kuantum düşünce tarzını bilmediğimiz, kurallarını daha ezberleyemediğimiz… Çince yazılı bir yerde bize tabelaları gösterip; “Bu yasak, bu böyle, buradan gideceksin,” bir de bunu hiç bilmediğimiz bir Çinceyle söylüyorlarsa, üstelik direksiyon da sağdaysa…
Dünya nereye gidiyor? Ben Çince bilmiyorum, tabela okuyamıyorum. El yordamı, nereye derseniz ben oraya…
