Plüton
Yıllar önce şimdi ki gazetelere pek benzemeyen bir siyah beyaz tipo dizilmiş bir gazetenin bir köşesinde Fil burcu (Tabii ki böyle bir burç yok olmadığından benzetmemde kullanıyorum) şöyle yazıyor: Plüton’un…
Yıllar önce şimdi ki gazetelere pek benzemeyen bir siyah beyaz tipo dizilmiş bir gazetenin bir köşesinde Fil burcu (Tabii ki böyle bir burç yok olmadığından benzetmemde kullanıyorum) şöyle yazıyor: Plüton’un…
“Bach’ın Re minör Toccata ve Fügünü dinlerken bir resme bakmak, o resim gece bir çiçek tarlası olabilir ve resmi seyrederken çikolata yemek acımtırak bitter olursa bir başka güzel olur sanırım.…
“Elleri başının altında uyuyan kadın” adam öyle derdi, gözlerini açmadan yüzüne gelen hafifçe de olsa soluğu hissedince kirpiklerinin arasından bakmış, çocukken uyudun mu? Sorusuna cevap olarak hazırlanmış sessizlikte de öyle…
Denizin hırçınlığı yoktu, ayakları suya bir değiyor bir kaçıyordu su. İskeleden uzatmıştı ayaklarını denize. Deniz kıyıya vurup gürültü çıkarıyordu. Gece tüm karanlığı ile tepesini kaplamıştı. Gökyüzü ışıl ışıl yıldızları sayılacak…
Adam gitmek için harekelendiğinde kadın bir çay daha iç sonra gidersin diye oturmasını işaret etti. Adam gitmek istiyordu, bir şeyler başlamamıştı başlayacak gibi de gözükmüyordu ama kaldı. Kadın söylemiyordu ama…
Çayını aldı, geldi, sandalyesini camın kenarına çekti hava yaz olmasına rağmen kasvetliydi. Yağmur yağdı yağacak, bulutlar en siyahlarını toplamış gelmişti. Çay bardağını camın kenarına bıraktı, yüzünü cama dayayıp yukarı gökyüzüne…
Bir zaman sonra soracağı soru daha o zaman gelmişti aklına. Şarkı söylerken bulaşığa eşlik ederken sesiyle öyle diyelim. O zamanlar bulaşık makinesi bir efsaneydi, Almancı efsanesi, öyle bir şeydi, bir…
Şemsiyesini açıp tam dışarı çıkarken duydu: Anne dışarıda kış yağmuru yağıyor… Yandaki apartmanın yüksek sesli çılgın beş yaşlarında ki çocuğu bağırıyordu. Gülümsedi. Yazın ortasında kış yağmuru? Güneş çoktan ortalıktan kaybolmuş…
Kadın gece boyu o eski konuşmayı düşündü. Kafasında kelimeler pek kalmamıştı önemi de yoktu bugün. Konuşulduğunda yaşandığında daha doğru söylenişle, önemli olmadığı o gün bile belliydi, bir şeyler anlatılıyordu ama.…
Kahvaltı hazırlıyordu. Yalnız olmaktan ilk defa kutunmuş bir kahvaltı. Suratında dün geceden yapışmış bir gülümseme. Bir şarkı tutturuverse bağıra bağıra söylenen cinsinden hani ciğerine ben buradayım bir yere gitmek istemiyorum…