Yüreklerden Gidenler
Denizin sesi ay yok yıldızlar ortada her şey az sonra. Bir yerlerde paganlaştırılmış sunaklar sunaklıklar. Benzer sunuşlar sungular kurbanlar. Yok edişler. Yok etme üzere yok edişlere kurban. Yok etme kurbanları…
Denizin sesi ay yok yıldızlar ortada her şey az sonra. Bir yerlerde paganlaştırılmış sunaklar sunaklıklar. Benzer sunuşlar sungular kurbanlar. Yok edişler. Yok etme üzere yok edişlere kurban. Yok etme kurbanları…
Oyunun tam ortasında bir anda durduruş buraya kadar oynanmış da dahil bundan sonraki kuralı değiştirmek sonra da halen devam eden oyun devam ediyormuş gibi davranmak gücü eline alıp elindeki güçte…
Neyi anlatır sıcak üstüne soğuk pek soğukta sayılmaz tam yanarken tutuşmak üzere iken birden bir yağmur daha çok yüreği serinleten yüreğin üstüne su serpen yüreği rahatlatan. Karabasanlar bastı neredeyse yağmur…
Deliliğin yoğun akıl kıtlığının içine birazda kötülük birazda insanlıktan uzaklaştın mı zamanın en sevilen tipi. Kırda uçuşan beyaz kelebekler bizi bir tekir kedi yiyecek aman dikkat diye uçmazlar. Yaşadıkları zaten…
Hepimiz hayata bir şeyle bağlıyız. Kimimiz kabloyla kimimiz internetten kimimiz mideden kimimiz göbekten. Hayata sorsalar gönülden bağlıyız. Öteki bağlar. Yatırım bağları filan hiçbiri bağ sayılmaz gönül bağı. Gençliğimin bir şarkısı…
Muri munti ganda muri mustti kümülatta pol rada pol sangam o ga kenekki. Büyük bir ihtimalle hiçbir şey anlamadınız. Sizin anlamadığınız gibi eğer bir Hintliye söylesem o da bir şeyler…
Hayatın belli dönemlerinde kadınlar ortadan kayboluverir. Ortalık bir selamlık havasında rüzgarında gider. Yine öyle bir dönem sanki kadınlar ortalıktan, ortalıktalar görüyoruz ama sanki suya sabuna pek dokunmadan pek karışmadan. Çarşıda…
Sabah erken kalkıp sabahıyla tanışmak denizin kokusu. Bir yerlerde bırakılmış bir yerlerde kalmış bir yerlerde unutulmuş gidilip yeniden alınmamışlıklar hatırlamak o kokuda. Uyuyacaktı ya o uyusun. Zeytin ağaçlarının arasından denizi…
Denizin sesini duyup gökyüzüne bakıp bir de onca ışıktan biri göz kırptı mı? Bulutların üstüne çıkmış oradan gökyüzünü. Hayat tarafından alabildiğince yıpratılmış hırpalanmış örselenmiş yerleri sessizlik merhemiyle uzaklıkla gökyüzü sargılarıyla…
Her şey bitip bütün masa üstündekiler tüketildikten sonra aşk olunca masa üstüne yürekler dokunmalar bakışlar laf sokuşlar sokuluşlar da konur öyle olmak zorundadır. Tamam ben öyle bilirim bilirdim. Ne saklayacaksın…