
Karmakarışık bir ruh hâline sahip olmak galiba böyle bir şey. Bir yandan fizik yazıları okuyup ardından saçmalayabilmek… Hatta saçmalayabildiğini fark etmek. Kafa karman çorman; üstüne bir de anlamakta zorlanan bir aklın bataklığına çoktan girilmiş gibi.
Yine de tutulacak bir kalem pek yoktur ama yazı yine de yazılır.
Tek boyutlu, nokta gibi günlük ilişkiler yerine; yüksek enerjili, hızlı ve süreklilik içeren ilişkileri gözlemlemek, üzerine düşünmek… Çoğu zaman tek bir yöne, birlikteliğe doğru giden ilişki; dışarıdan gelen başka bir ilişkiyle bozulmazsa farklı bir açıdan görülebilir. Bazen açıklanmamış, gizli bir ilgi ya da duygunun bile etkisi olur. İlişkinin başlangıcında fark edilmeyen ayrıntılar, hani Z kuşağının “çöp” dediği küçük detaylar, zaman uzadıkça belirginleşir. Oysa ilişki başka bir yere taşınabilir, hem de değişmeden.
Eğer ilişkide değişen bir şey yoksa sonuçlar da değişmez. Mutfak masasında, kanepede, sinemada ya da uçakta yan yana oluşun yaşandığı herhangi bir ortamda sonuç aynıdır. Bir şeyin aynı kalmasını sağlayan şey, onun değişebileceği yolların önüne konulan kısıtlar ve kurallardır.
İlişkiyi daha derin anlamaya çalıştığımızda, sorgulayıp gözlemlediğimizde sonuç çoğu zaman değişmez. Dün, bugün ya da yarın… Fark etmez. Belki de bu, enerjinin korunumu gibidir. İlişkinin enerjisi.
Sağa sola savrulmalar, yön değiştirmeler, eğer aldatmaya dönüşmüyorsa, açısal momentumun korunumu gibi nereye gidiyorsa oraya doğru devam eder. Her koruma bir ilişkiyle, her ilişki de bir veya birden fazla korumayla var olur.
Öncesinde kurulmuş, sonrasında kurulacak, yıkılmış ve yeniden yapılacak ilişkiler benzer yöntemlerle benzer sonuçlar doğurur. Bu yüzden “tarih tekerrür eder” denir. Aynı koku olmasa bile tanıdık gelen bir koku, benzer durumları tekrar ortaya çıkarır.
İlişkiler bir ölçüde zarafet ve incelik içerir. Nasıl sürdükleri çoğu zaman çok sonra anlaşılır. Dışarıdan etki aldıkça ilişki kendini korumaya çalışır. Bozulduğunda ise eski hâline dönme eğilimi gösterir. Onu bozan koşullar ortadan kalktığında, yeni bir başlangıç olmasa bile kaldığı yerden devam etme isteği ortaya çıkar. Kırılmalar yaşansa bile ortamda bir çekim gücü varsa, bitmemiş enerji devreye girer ve ilişki aynı noktaya dönmeye çalışır.
Ancak parçalanmış, enerjisini kaybetmiş ilişkiler eski hâline dönemez.
Bunu anlamaya çalıştığım şey, sanki fizikteki yüksek simetriler gibi. Ama ben hâlâ elektronun tekdüzeliğine bakıp protonun değişkenliğini bile anlayamazken… Ne söylediğimi biliyor muyum, ondan bile emin değilim.
